Siyaset
EKREM İMAMOĞLU OLAYI

Olaydan sonraki facebook yazı ve notlarım…
Kaan Arslanoğlu
DİPLOMA ve ADAYLIK… (19 Mart 2025)
Hani şu çok özendikleri, örnek gösterdikleri Batı demokrasisi var ya bizim okumuş kesimin. Hani biz de abartmayın, o hiç göründüğü gibi değil deriz. Ama doğruya doğru: Bu diploma skandalı bir Batı Avrupa ülkesinde ortaya çıksa o adayı kendi partisi daha işin başında, hiç böyle büyümeden geri çekerdi. Hiçbir kitle de o adayın arkasında durmaya etik bakımdan cesaret edemezdi. Parayla ve güçle bir yerlere gelinmesini orada kimse açıktan savunamaz. Sınava giren 800 bin küsur gencin sınavsız önüne geçmeyi kimse açıktan savunamaz. Bunları örtük yapmak zorundasınız. Övüne övüne, göstere göstere ve bıktırırcasına sürekli değil. Yolsuzlukları siyasi tehdit diliyle savunmak orada hoş karşılanmaz. Mafya dili kullanmak hiç hoş karşılanmaz, yaptırım görür.
Seçimlere, parti kongrelerine parayla müdahale edemezsiniz, hele bunun için kamu parası kullanamazsınız. Orada bunu hukuktan önce kamuoyu ayıplar. Bizde ise hak, adalet duygusu hiç kalmadığından problemler etik baskıyla halledilemiyor ne yazık ki. O yapıyorsa ben daha çok yapar bastırırım düşüncesi hakim. Eleştirdikleri, lanetledikleri işleri o suçladıklarından daha fazla yaparım, halk da beni destekler mantığı hakim. Evet, destekliyor da zaten. Siyasi kitle yolsuzlukları destekliyor. O zaman her iş, her tartışma mahkemelere kalıyor. O zaman ne oluyor: yargıya siyasi baskı, adaletsizlik duygusu, kutuplaşma ve hukuk tartışması da bitmiyor. Siyasetin her gün ayaklar altına aldığı etik ise çamurlarda sürünüyor.
TURUNCU KOMÜNİSTLER (20 Mart 2025)
Yeni nesil pek zeki... Geçmişte kızıl komünistler "Fabrikalaaar tarlalaaaar… Tüm siyasi iktidaaar, heer şeeey ... emeğin ooo-laaa-caaak" diye bağırırdı. Çoğumuz o yolda telef olduk. Günümüz turuncu komünistleri ise minimum risk, maksimum kazanç ilkesiyle siyaset yapıyor... Ve tabii şöyle bağırıyor: "Fabrikalar, arsalar, tüm siyasi iktidar... Her şey İmamın olacak..."
KENDİNİ FAZLA KAPTIRMAK… (23 Mart 2025)
Gündeme her zaman kendini fazla kaptırmış biri olarak, her zaman kendime bazı telkinlerde bulunup yatıştırmaya da çalışmışımdır. Şimdi ister moral kazanın, ister kaybedin, bir somut gerçeği açıklamak durumundayım.
10 yıl sonra bu ortamda bir şeyler yazanların yarısı olmayacak. Kimi ölmüş kimi ise böyle işlerden el etek çekmiş olacak. 40 yıl sonra ise kimse kalmayacak. Bundan 40 yıl sonra şu anda genç dediklerimiz, Z kuşağı, yok Y kuşağı dediklerimiz… yaşlı insanlar olacak. Hatta bir kısmı hayatta olmayacak. Ve 10 yıl ve hatta 40 yıl çok kısa zamanlar. Göz açıp kapayana dek geçiyor.
Geçmişe bakıyorum da 40 yıl öncesine, 20 yıl, 10 yıl öncesine… Ne büyük badirelerden geçmişiz de... Her şey komik ve ne yazık ki acınası geliyor. Ruhumuz yüceydi belki, coşkularımız alevliydi, ama ne abuk sabuk insanların peşinden gitmişiz, ya da onlara destek vermişiz… Gerçi hayat böyle bir şey, anı yaşamak kaçınılmaz.
Ama geçmişe baktığımızda daha az komik bulalım artık keşke, daha az utanılacak işler yapalım. Gerçi bu son çağrım utanma duygusu olanlara. Olmayanlar her daim kendini dev aynasında görür. Yine de daha fazla akıl, daha fazla mantık çağrısı yapmak işe yaramasa da görevimiz.
SARAÇHANE’Yİ BASAN ÇİNLİLER (24 Mart 2025)
2 gündür Saraçhane mitinginin videosu diye bize durmadan o aynı uzak doğu videosunu yayan, gruplarda paylaşan sevgili arkadaşlarım. O kadar kalabalık Japon mu Çinli mi her neyseler İstanbul'a cidden heves edip bir gelirlerse bizi ezip geçerler. Araba çiğnemiş fare gibi yapışırız asfalta. Siyasi zeka çok düştü diyorum da, artık bu kadar da değil yahu. Ne zamandır Çin Japon alfabesine geçtik, tabelaları da mı okumuyorsunuz?
Havaya yüzbinlerce sanal balon salınıyor, aklınız o balonlarla birlikte uçup gitti mi ne? Vallahi o paylaşımı gördüğüm arkadaşı silip geçeceğim, hiç kusura bakmayın. Bir de post modern Mevlana eylemcisi çıktı ortaya. Nereye baksam o. Komünistler Konyayaaa... Komünistler Konyayaa!...
İKTİDAR ve MUHALEFETİN KALİTESİ (26 Mart 2025)
Lütfen resimdeki saptamayı aşağılama olarak kabul etmeyin (yukardaki resim). Bu bir durum belgesi, doktor raporu. İşim bu benim, ilgi, uzmanlık alanım. 40 yıldır bu konu üstünde yazıyorum. En son kitabım İnsan BU… Önceki kitaplarımın bir özeti. Resimdeki saptama da son yılların bir özeti insan nitelikleri bakımından. Bunları anlatmaktan bana hiçbir fayda yok, aksine çok zararı oluyor. En basiti, okur sayımı artırmıyor, azaltıyor. Ama yazmak zorundayım.
Siyasi anlamda en ifrit olduğum insanlar zenginlerin felsefesini, siyasetini savunanlar. Zenginleri hiç sevmem, ama tek tek insan olarak değil, iyileri de var kuşkusuz. Zümre olarak sevmem onları. Bunun siyasetini yapanları ise hiç sevmem. İster iktidarda olsunlar ister sözde muhalif. Gerçekte her zaman onlar iktidardadırlar. Siyasi anlamda sevmediğim, daha doğrusu niteliksiz bulduğum ikinci grup da Batı hayranlarıdır. Hangi kesimden olursa olsun. Onlar da bir bakıma hep iktidardadırlar, efendilerinin gölgesinde.
Tuzu kuru insanların tuzu kuru siyasi yaklaşımları insani nitelik bakımından fecidir. Ben de tuzu kuru takımındanım, zengin sayılmasam da. O yüzden kendi yaklaşımlarıma bile bazen sinir olurum. Ancak bunu telafi etmeye çalışırız hep, bir ömür boyu. Siyasi anlamda da kalbi yoksulların yanında bir hatta durmaya çalışırız daima.
Zenginlerin ve Batının hizmetine giren, onlardan çöplenmeye çalışan solcuların alayına hiçbir sempatimiz kalmadı. Orta sınıf Atatürkçülüğü ise bir sahtekarlıktan başka bir şey değil. Hep isteyen, hep toplumdan devletten bir şey talep eden, hiç memnun olmayan, tatmin olmayan, şükürsüz, hep almaya alışmış, topluma çok az şey veren hatta çoğu hiçbir şey vermeyen bencil Atatürkçü, liberal, sol kitleler. Hiçbir zaman toplum için elini taşın altına koymaz büyük çoğunluğu. Oturduğu yerden kara politika yapar. Atatürk yaşasa bunların hakkı sadece kötek olurdu. Geçmişte bu sağın özelliğiydi şimdi sağ sol birbirine karıştı, herkes aynı oldu.
Başkalarına verenler, az alıp çok verenler, başkaları için, yurt için canlarını bile verenler ve emekçi yoksullar ayakta tutuyor koca dünyayı. Özellikle yoksul emekçiler. Dünyadan doğru dürüst bir şey almadan sürekli vererek göçüp giderler. Hem de zenginler kadar, orta sınıf kadar yakınmadan, ağlamadan. Her geçen yıl onlara daha büyük bir saygı duyuyorum.
İlk yorumumda yine İnsan Bu adlı kitabımın linkini vereyim. (İşte şu):
https://www.kitapyurdu.com/kitap/insan-bu/699940.html&filter_name=kaan+arslanoglu
İkinci yorumumda muhalif zenginlerin ibretlik BOYKOT çağrısını okuyacaksınız. (Onu da bu yazının en altında bulacaksınız)
ZAGTIRUNG HABERİ - ERDOMANS PANDEMİSİ (27 Mart 2025)
Orantısız ve kontrolsüz biçimde zekalarını patlatan muhalifler durulmuyor. Patlama sesleri tüm şehirlere yayılıyor, cam çerçeve, ekran bırakmıyor.
Keskin zekalı muhalifler Saraçhane diye Şanghay konserinin videolarını milyonlarca paylaştılar, burası Saraçhane değil diyenlere hiç aldırmadan kararlılıkla devam ettiler. Az bir oranı ise bu konuda uyaran salaklara “önemli olan İmamoğlu değil, Tayyibin gitmesi, geri zekalı” diyerek hadlerini bildirdiler.
Okuduğu tüm okullara sınavsız giren birinin hakkı için eylem çağrısı yapan akademisyenler “Okumaaak, okumadan okumaaaak, biz sınavla girdik de ne oldu?” şarkısını cesaretle söylediler. “Bundan sonra sınav sözcüğünü kaldırıyoruz, GEÇİŞ diyoruz, buradan haykırıyoruz” diye haykırdılar.
Büyük sermayenin ayakçısı olmuşsunuz diyorlar, diye soran muhabirimize içerleyen sol particikler biraz da Erdoğan’ı eleştirsene diye kendilerini savundular. Erdoğan’ı eleştiren yazılarımızı gösteren elemanımızdan “biraz daha biraz daha” diye sayısız bis istediler. Ayakçılık ayıp değil, ekmek parası, bizi bu hale düşüren AKP utansın, diye homurdandılar.
Bir haftadır polis gözetiminde cami duvarına işeyen eylemciler “Su dökene yılan bile dokunmaz” diyerek çok komik şakalar yaptılar. “Hani eceli gelen mürşit cami duvarına işerdi” diye polislerle dalga geçip üstlerine balta fırlattılar. Türlü kılıklarda faşing yapıp feşizmi ezdiler… Ya.. bu Z kuşağı harika ya…
İsrail, FETÖ, CIA hesapları “Tayyip, İsrail, FETÖ, CIA’nın adamıdır” paylaşımlarını artırdılar. Orantısız zekalarını biyolojik silah gibi kullanan muhalifler biz demiştik Tayyip de bizden dediler. Sonra ne dediklerini bir saniyeliğine fark edip kriz geçirdiler.
Yolsuzluklara arka çıkmak için ayaklanan muhalifler "Dünya muhalefet tarihinde böyle bir şey yok, böyle zeka kimsede yok" diye transa girdiler. Solcular ise “alt sınıfları aşağılayan solculuğu da dünyada ilk biz bulduk” diye birbirlerini çimdiklediler, kendi kendilerine aşk tezelediler.
Tarikatlarla kol kola eylem yapan Cumhuriyetçiler “Ama Tayyip yaptı, o başlattı, bak yine yapıyor, öğretmenim bak yine yapıyor” diyerek BBC’ye parmak kaldırdılar.
Ramazanda rakı satmaktan bitap düşen komünistler “Leiklik elden gitti, EKEPE feşizmi bize komi-garson desteği vermiyor” diye sokaklara döküldüler. “Ama Teyyip de rakı içiyor” diyecekken son anda bundan vazgeçtiler.
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız psikiyatri uzmanları Türkiye’de son yıllarda ERDOMANS denen bir akıl tutulmasının pandemi haline geldiğini ve tüm dünyaya yayılmaması için Dünya Sağlık Örgütünü uyardıklarını belirttiler. Bu hastalığa yakalanan on milyonlarca kişi tüm değerlerini unutuyor… O güne kadarki tüm düşmanlarıyla birleşiyor, daha doğrusu tek bir düşmandan başka gözü hiçbir şey görmez hale geliyor. “Yapma… Yeter, bunu da yapma artık” diyen yakınlarına “Ama Tayyip de yaptı” diyerek çok fena hırlıyor, hatta kolundan tutanı ben 500 puan aldım, sen ne aldın diyerek, şiddetle ısırıyor…
Kimin yanındasın, hangi saftasın diye soran bir okuruma cevabım:
Kimsenin safında değiliz. Bu belli olmuyor mu? Herkesin unutturmaya çalıştığı, her kesimin ötelediği, sansür ettiği 40 yıllık bir yazar olarak halimiz belli olmuyor mu? Yoksa ne işim var feys köşelerinde meram anlatmaya. Ama belediye hortumcularının (hortum değil İSKİ dev künkleri aslında) yanında da asla işim olmaz. İşi olanları beğenmemi beklemeyin benden.
Yukardaki resimde iktidarın kalitesini 3. sınıf olarak değerlendirmemi beğenmeyen, devletin çok daha üst düzeyde çalıştığını düşünen bir okurum, iktidarın nesini beğenmediğimi sordu. Ona cevabım:
Sadece ekonomi ve ahlak ayağını söyleyeyim: haksız, yolsuz, arsız zenginleşenler, korkunç derecede lüks, şatafat düşkünlüğü, hadsiz israf ve gereksiz tüketim... kötü planlı yatırımlar ... bir alçakgönüllülük, fedakarlık ülküsünün yaratılamaması.. bu yoksulluk ve kriz günlerinde halkın gözüne çok fena batıyor. İktidarın kredileri bitti bitiyor. Eleştirisiz yancılık yapmanın ne ülkeye ne iktidara bir faydası var.
Bu kadar geniş bir kitlenin direnişte, öğrencilerin boykotta olduğu günlerde AKP’yi övmekten utanıp utanmadığımı soran bir okuruma cevabım. Ümit Özdağ’ın tutuklanmasına tepki vermekten korktuğumu, İmamoğlu’nun da bu şekilde hukuksuz tutuklandığını ileri sürüyor:
Hırsızların peşinde olanlar utanmayacak da ben mi utanacağım. Ümit Özdağ'ın tutuklanması bence yanlış. Alın söylüyorum. İktidarın alışıldık çifte standardı. Özdağ'ı hiç doğru bulmuyorum, ama bu tutuklamanın siyasi ve yanlış olduğunu düşünüyorum... EVET, SÖYLÜYORUM: Siz şimdi utanacak mısınız? Yoo, aklını İngiliz'e, Amerikalıya satmış bu kitleden ancak yüzde biri utanır. O da şimdi değil. Çok sonra geçmişe bakarak. Beni başka yazarlarla karıştırıyorsunuz, yalaka, besleme yazarlarla. Onlar tek taraflı bakabilirler. Bakmak zorundalar, çünkü besleniyorlar. Biz her iki tarafa ve her yere nesnel bakarız. Her zaman bu böyle olmuştur. İmamoğlu'nun tutuklanması ise yine bence hukuken doğrudur. (Bu arkadaşlar muhalefeti bu kadar ağır eleştirdiğim halde bunca yıllık tanınmış bir yazar olarak neden kendime iktidar medyasında yer verilmediğini de elbette anlayabilecek bir mantık düzeyinde değiller.)
Son yorumum, son yazıma:
Millet gülsün rahatlasın biraz diye yazdım, ama olay öyle trajik ki, birkaç arkadaşım dışında gülen olmadı.. 🙂 🙂 Bir Demet Tiyatro vardı bir zamanlar.. Orada Yılmaz Erdoğan mahalle kabadayısı tipindeki Mükremin'i oynardı. Mükremin bir espri yapınca iki adamına emir verirdi: Midyat, Seyfo .. Gülün... 🙂
Düzeltme: Midyat ve Seyfo "Eyvah Necdet"in adamlarıymış, "Gülün" diyen de oymuş...
İŞTE O İBRETLİK BOYKOT ÇAĞRISI
BOYKOT VAR!!
Özgür Özel'in çağrısına kulak verelim:
Darbecilerin para kaynaklarını keselim.
Çünkü kendi seçmeni genellikle yoksul, ama biz, orta ve üzeri gelir düzeyi eğer birlik olur ve AKP'ye destek veren gıda-perakende şirketlerini, basın-medya kuruluşlarını tümden boykot edersek bu özgürlük savaşında darbecilere ciddi güç kaybı yaşatabiliriz.
Haydi Türkiye boykota!
Şu kanalların yayınlarını, diziler dahil, bundan sonra asla izlemiyoruz: ATV, Kanal D, CNN Türk, Show TV, Star, Habertürk, 24 TV, TRT, Tabii, TGRT.
Migros, Metro, Carrefour gibi marketler dışında Ülker grubundan, özellikle üç harflilerden ve duvarında Atatürk resmi olmayan yobaz görünümlü mahalle esnafından asla alışveriş etmiyoruz.
Madem biz halkız, madem para bizde, bizim paramızla bize darbe yapmak neymiş, gösterelim.
Unutmayalım, bu boykot birlik ve beraberlik içinde amacına ulaşırsa, sokaklara dökülmek kadar büyük bir ekonomik etki yaratabilir.
Yayabildiğimiz kadar yayalım lütfen...
Bu aktarıma gelen bazı yorumlara cevabım: evet, ben de önce infial yaratsın diye AKP trolleri yaydı sandım. Çünkü muhalifler ancak salaksalar böyle şey yazarlar. Gerçi öyleler. Ama İnstagramda feyste başka yerlerde görünce ciddi olduğunu anladım. Ama hala bir kuşku kaldı içimde. Bunlar adamı şaşkın ederler..
Her sıkı şarlayan boykot listesinden çıkarılıyor.... Sonunda tüm boykot sakallı mahalle bakkalına patlayacak... Onların da çoğu Saadet, Davutçu, Babacancı... Devrim evlatlarını boğuyor... 🙂 🙂
YOZ SANATÇILAR YOZ KANALLARI BOYKOT EDİYOR… (1 Nisan 2025) Dingil dingil dizi oyuncuları, şebelek şebelek şarkıcılar, liboş liboş edebiyatçılar İmamoğlu’na destek yarışında. Aynı bu kesim çok değil 10 yıl önce AKP’ye destek yarışındaydı. Eskiden sahte solda lafta bile olsa bir “yoz sanat” eleştirisi vardı. Şimdi AKP’ye karşı olan herkes eşsiz sanatçı, muazzam devrimci. Türkiye’de kültürü rezil eden aynı bu taban, aynı bu tabanın eseri starlar… Tencere ve kapakları… Bu TV kanalları star yapmadı mı bu tapon yazarları, o lümpen oyuncuları. Bu gazeteler başımıza örmedi mi bunları? Evropa, Emerika nereden üfürürse bunların sanatı oraya… Şimdi o aynı kesim o kanalları, o gazeteleri boykot edecekmiş. Mümkün mü insanların kendi kendilerini boykotu. Keşke başarsalar… Ah, ama nerdeeee J
Kaan Arslanoğlu