Aşırı sağcı akademisyenlerin malum bildirisi ve Deli Gaffar ile tartışma

Sunu: Yazar arkadaşlarımızdan biri, bir sosyal medya yazarı olan Deli Gaffar’ın, “PKK Karşısında Solun Stratejik Suskunluğu” adlı makalesini yayımlamamızı önerdi. http://deligaffar.com/2015/09/04/pkk-karsisinda-solun-stratejik-suskunlugu/

Büyük ölçüde katıldığımız bu yazı biraz eskiydi ve çok değişik mecralarda çıkmış ve hayli okunmuştu. Gaffar Yakınca’nın yeni bir makalesini yayımlamak daha uygun. Bu vesileyle hem Deli Gaffar ile Kürt sorununda “solun” aldığı tutumu hem de kısaca şu malum “Barış İçin” akademisyenler bildirisini tartışacağız. Deli Gaffar’ın bu ve başka yazıları için www.deligaffar.com adresli  siteye girebilirsiniz, öneririm. Kaan Arslanoğlu   

 

Sur, Cizre.. İslamcıların Kazandığı Solun Kaybettiği Bir Mücadele Daha

Daha önce yazdım, defalarca söyledim, bu savaş kirli bir savaştır. Kirlidir, çünkü savaşan taraflar geçmişte barışmış olan ve bir süre sonra yeniden masaya oturacak olan taraflardır. Her ikisi de pazarlık yeniden başlamadan önce elini güçlendirmenin derdindedir. Onlar kendi gizli ajandalarını işletirken en büyük bedeli siviller, masum insanlar ödemektedir. Dolayısı ile Türkiye solunun yapması gereken en doğru iş savaşa topyekün karşı çıkmak, savaşan taraflardan birinin değil sadece ve sadece halkın yanında olmaktır. Sola Doğu’da da Batı’da da kazandıracak tek yol budur. Ne var ki sol örgütlerin önemli bir kısmının, hatta tek tek solcu bireylerin bile bu tavırdan hayli uzakta bir yerde takılıp kaldığını görüyoruz.

Savaşan taraflar geri adım atmazken iki ateş arasında kalan halk canını korumak için yerleşim yerlerini terk ediyor. Çoğunun gidecek bir yeri yok. Akrabalarının yanında ya da camilerde kalıyorlar. Zaten yoksul olan bu yerlerde insanlar bir lokma ekmeğe muhtaç hale gelmiş durumda. Devlet bu işi sadece bir operasyon olarak algılıyor, PKK akıl dışı hareketlerle ulusal bir destan yazmanın derdinde. Ya siviller? Çocuklar? Yaşlılar? İşsiz kalan, evsiz kalan, geleceksiz kalan insanlar?

Trajedi orada, biz neredeyiz?

Korkunç bir insanlık trajedisi bütün çıplaklığı ile orta yerde duruyor.  Peki irili ufaklı sol örgütler ne yapıyor? Örgütleri geçtim, bizler, solcular ne yapıyoruz? Hiçbir şey mi? Hayır keşke hiçbir şey yapmıyor olsaydık, hiçbir şey yapmasak sanırım kendimize ve ülkeye daha az zarar verirdik. Hiçbir şeyden daha kötüsünü yapıyoruz: ezberlerimizle hareket etmeye devam ediyoruz, karşılığı olmayan sözlerimiz ve eylemlerimiz sayesinde samimiyetimizi iyice toprağa gömüyoruz, yıllardır tekrarlanmaktan anlamını yitirmiş sloganlarımızla çürüyoruz, bütün inandırıcılığımızı yitiriyoruz.

Görülüyor ki bunca acı ders, bunca yenilgi, bunca kayıp örgütlerimizin ezberini kırmaya yetmemiş. Yaptıkları başlıca iş HDP kanadından gelen içi boş barış çağrılarına alkış tutmak. Siyasi partiler, platformlar, meslek örgütleri, hepsi, adeta HDP’nin birinci derecede müttefiki gibi davranıyor. Meslek örgütlerinin, solcu sendikaların HDP çizgisinden bağımsız bir barış siyaseti, hadi siyasetten vazgeçtim bir barış dili üretebildiğini kim söyleyebilir? Siyasi partiler de aynı çıkmaza doğru koşar adım ilerliyor. Birilerinin çıkıp acı gerçeği cesaretle söylemesi lazım, kimse söylemediği için maalesef bana düşüyor, bunun adı eyyamcılıktır. Belki seçim döneminde ya da başka bir siyasi momentte kabul edilebilir bir strateji gibi algılanabilir, makul görülebilir, ama savaşın bunca acı ürettiği bir zamanda kalkıp da savaşan taraflardan birine taktik aparatlık yapmak sizi çok itibarsız bir konuma sürükler. O konumu, bırakın geniş kitleleri, kendi yandaşlarınıza, mensuplarınıza bile izah edemezsiniz, edemiyorsunuz.

Örgütlerin anlamak istemediği şey şudur: HDP savaşın bir tarafıdır. Çünkü herşeyden önce PKK ile organik bağları vardır, bu hareketin sivil ayağını oluşturmaktadır. Üstelik çatışmayı dindirmek yönünde adımlar atacağına hiçbir alt yapısı olmayan ve sadece insanları ateşe sürmek anlamına gelen “özerklik” kavramında ısrar etmekte, devlete sorumsuz hareketleri için bulunmaz kıymette bir gerekçe sunmaktadır. Özerklik ilanlarının PKK’nin bir oldubittisiyle ortaya çıktığını, HDP’li yöneticilerin çoğunun bu işten haberinin bile olmadığını, hatta örgüte karşı bazı çatlak sesler çıktığını anımsayın, demek ki geçen zamanda PKK, HDP üzerindeki gücünü göstermiş, “Türkiye siyaseti” arzusunda olanları deyim yerindeyse hizaya getirmiştir.

Türkiye’nin çalışanlarını, emekçileri, laik yaşamdan yana olan insanları temsile yeltenen bir örgütten, önce olaylar karşısında kişilikli bir tavır sergilemesi beklenir. Falanca partiyle dayanışma mesajı yayınlamanın ya da feşmekan örgütün “barış” çağrısına dahil olmanın adı siyaset olamaz. Sol için siyaset, en evvel, kendi ilkelerinize uygun, makul ve ilerici tavırlar göstererek netleşir. Kaldı ki bugün savaşın her iki tarafı da insanları “barışa” davet ediyor. “Hendekleri kapatın” bile diyemeyen bir örgütün barış çağrısı ne kadar inandırıcıdır? Halkın ve emekçilerin ezici bir çoğunluğunun buna inanmadığını anlamak için müneccim olmaya gerek yok sanırım.

Bireylerin hali örgütlerden beter

Birey olarak bizlerin hali belki örgütlerden, partilerden bile daha vahim. Hepimiz yarı-bilinçli bir şekilde, savaşa “enformasyon” cephesinden katılıyoruz. Çoğunlukla PKK/HDP kaynaklarından ya da T24, Diken, Cumhuriyet gibi liberal maniplasyon odaklarından servis edilen bilgileri, fotoğrafları feysbuka koyup “falanca yerde çocuklar ölüyor…” yazıp gönder tuşuna basıyoruz. O haberlerin pek çoğunun yalan/yanlış olması bir yana, gerçekten ölen çocuklar için, aslında hiçbir şey yapmamaktan bile kötüsünü yapıyoruz. İki klavye vuruşuyla vicdanımızı rahatlatıp kahvemizi içmeye koyuluyoruz. Bu tavır bizi önce acılara yabancılaştırıyor ve tekrar edildikçe, yavaş yavaş çürütüyor. Moda’da, Cihangir’de, Karaköy’de her gün yeniden üretilen bu iki yüzlü yaşam biçiminin bizi o cinayetleri işleyenlerle aynı noktaya taşıdığının farkına bile varmıyoruz.

Örgütler ve bireyler olarak bizler bu haldeyken öte yanda savaş olanca dehşetiyle sürüp gidiyor. Gerçekten de çocuklar, anneler ölüyor, insanlar evsiz, aşsız kalıyor. Ve bu halimizle savaşın kaybedenlerinden biri de biz oluyoruz.

İslamcılar nasıl kazanıyor?

İslamcılarsa hep olduğu gibi kazanıyorlar. Hileyle, hırsızlık yaparak ya da kandırarak mı? Hayır, böyle düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz, inanın öyle değil. İslamcılar kazanıyorlar, çünkü çalışıyorlar, kendi bağımsız hatlarında ve tam da savaşın gerektirdiği gibi çalışıyorlar.

Savaşa karşı olmak, onun taraflarının değil mağdurlarının yanında olmakla başlar. Mağdur deyince aklınıza ne geliyor? Öldürülen insanlar değil mi? İşte İslamcı örgütlerin bizden üstünlüğü ilkin burada başlıyor. Sur’da Cizre’de ya da başka bir yerde oluşan mağduriyetin bizim dikkatimizi çekebilmesi için çocukların ölmesi, cenazelerin günlerce sokakta kalması gerekiyor. Oysa silahların patladığı anda mağduriyet başlıyor, korku başlıyor, yoksulluk başlıyor, göç başlıyor. İslamcılar bütün bu mağduriyeti görüyor ve ona göre siyaset üretiyor. Bizse sadece en trajik görüntüleri, o da feysbukta falan paylaşılırsa fark edebiliyoruz.

Peki neden böyle dersiniz? İslamcılardan daha vicdansız olduğumuz için mi göremiyoruz? Hayır, daha vicdansız değiliz ama sanırım daha akılsısız. Olaylara akıl ve mantık çerçevesinde bakmaktansa PKK/HDP’nin bize uzattığı dürbünden bakmayı tercih ediyoruz. O dürbünse (savaşanlardan birinin dürbünü olduğu için) bize gerçeğin sadece bir kısmını gösteriyor.

PKK/HDP tarafından bakacak olursak devlet Cizre, Sur vb. yerleri ağır silahlarla işgal etmiştir ve buralarda yaşayan halk top yekün devlete karşı direnmektedir. E manzara bundan ibaret olursa vicdanımıza kala kala devlet güçlerince öldürülmüş sivil insanlar kalır!

Oysa gerçekte halkın büyük çoğunluğu savaşa karşıdır ve savaştan kaçmaktadır. İnsanların sadece %15’inin örgütün savaş politikasını onayladığı, kalanların bir an önce silahların susmasını istediği ve nüfusun neredeyse tamamının bu yerleşim yerlerinden kaçtığı biliniyor. Devlet, kentleri neredeyse tamamen yıkacak denli çılgınca bir siyaset güdüyor. Örgüt, sivilleri kendine kalkan yapıyor, savaştan kaçmaya çalışanları tehdit ediyor, öldürüyor.

İşte bizim göremediğimiz bu gerçeği islamcılar görüyorlar, görmekle kalmayıp harekete geçiyorlar. Bizim örgütlerimiz HDP’nin PKK’ye alan açmaktan başka bir işe yaramayan çağrılarına koşarken islamcı kuruluşlar çoktan Cizre’ye Sur’a vardılar bile. Hem de kamyonlar dolusu yardım malzemesiyle. Onlarca islami örgüt “muhacirler” için yardım kampanyaları düzenliyor. Her yaştan gönüllü kar kış demeden insanlara yardım etmeye koşuyor. Bu manzara karşısında solun, solcuların, bizlerin hali gerçekten içler acısıdır.

Savaş bitecek ve hiçbir şey unutulmayacak

Türkiye solu maalesef şu anda kendisini, kaybetmenin adeta garanti olduğu bir poziyona mahkum ediyor. HDP’yi vs’yi bir yana bırakıp doğrudan halka temas eden dayanışmacı adımlar atmazsak hem doğuda hem batıda bir kez daha kaybeden taraf olacağız. Hatta belki daha fecisi olacak, savaşanlar barışınca yine bizi günah keçisi ilan edecekler. Her iki tarafın da birbirine hakaret ederken kullandıkları “ateist”, “dinsiz” gibi sözcüklere dikkat edin. Sizce kimleri kast ediyor olabilirler?

Dünyanın hiçbir savaşı sonsuza dek sürmez. Bu savaş da bitecek. Silah tutanlar için yeniden barış masaları falan kurulacak. Ama bu savaş, ona maruz kalanların benliğinde çok derin yaralar açacak. Geriye dönüp baktıklarında savaşı çıkaranları, o savaşa alet olanları anımsayacaklar, bir de onlara karşılıksız yardım eli uzatanları, savaşın karşısında, onların yanında duranları. Ve acilen birşeyler yapmazsak korkarım ki biz bu insanların hayırla yad ettiklerinden olamayacağız. Bir kez daha biz kaybedeceğiz, bir kez daha islamcılar kazanacak.

(*) Bazı İslamcı örgütlerin çalışmalarına dair şu linklere bakabilirsiniz:
İHH, Umut Kervanı, yaptıkları yayınlardan bir örnek

(**)Bu konuda “bizim” cenahtan şu ana dek göze çarpan tek ciddi çaba Haziran Hareketi’nden geldi. BHH’nin Sur’a Omuz Ver Kampanyası Gecikmiş ve küçük bir başlangıç olsa da çok anlamlıdır. Feysbuk’ta resim paylaşmak yerine gücünüzün yettiği kadar bir katkıda bulunmanızı öneririm:
http://www.birlesikhaziranhareketi.org/sura-omuz-ver/

 

Tartışma:

1-    Deli Gaffar ile “solun” Kürt sorununda tutumu konusunda neredeyse aynı düşünüyor görünüyoruz. Bir bakıma öyle de. Ama “solun” ne olduğu konusunda biraz farklı düşünüyoruz. Belki de tanımlarımız aynı ama.. sonuçlar çok farklı. Şöyle ki, somuta gelip örnek verelim: Kürt milliyetçiliğine 30 yıldır sözde sol adına destek vermiş malum çevreler sol mudur? Örneğin son bildiriye imza atan akademisyenler solcu mudur? Onları destekleyen “Birleşik Haziran Hareketi” içindeki çoğunluk solcu mudur?

2-     Söz konusu akademisyenlerin gözaltına alınmasını, haklarında soruşturma açılmasını ben de kınıyorum. “Fikir Özgürlüğü” adına değil ama. Çünkü bu “aydın” çevresi güçlü bir iktidar odağı olarak on yıllardır bizim gibilerin sesini en çok kısanlardır. Sol-sosyalist gündemden ülkeyi en çok uzaklaştıranlardır. Onlara destek sadece kısmen “muhalif” oldukları içindir, insan oldukları içindir. Daha güçlü bir iktidar karşısında kısmen mağdur oldukları içindir. Bu anlamda… Başka anlamda değil. Böyle bir desteği daha önce Ergenekon-Balyoz sanıklarına da vermişizdir, bazılarını hiç sevmesek de. Şimdi böyle bir desteği iktidarın “paralel yapı” adını verdiği çevreye, yani eski suç ortaklarına karşı yürüttüğü çıldırtıcı derecede iki yüzlü harekatından dolayı mağdur olanlar da hak etmektedir. (Solda nerede böyle bir duyarlılık? Solun baskın çoğunluk olarak ruhu sahtedir.)

3-    İnanmadığımız şeyi söylemeyiz, ilgi çekmek için başlık atmayız. Daha önce defalarca geniş geniş ölçütlerini ortaya koyduk. Bir cümlede söylersek eski sol, başka deyişle 80 darbesi öncesi sol ölçütlerle yaklaştığımızda bugünkü solcuların büyük bölümü sağcıdır. Bu malum bildirinin ruhu ise aşırı sağdır. Sadece şunu söyleyelim: 30 yılda elli bin kadar insanın ölümüne yol açan bu “kirli savaştan” en az yüzde elli oranında sorumlu olan gücü görmezden gelen bir “kara propaganda” mantığıyla kaleme alınmıştır. Akılla değil adresi belli alıcılara seslenen klişelerle yazılmıştır. O kodlar, klişeler, onları alıp doğru kabul eden reseptörler, bu ülkede fikrin, düşünmenin, sorgulamanın en büyük yok edicilerinden biridir. Altında yatan duygu baştan ayağa çifte standartlıdır. Çocuklar ölmesin diyerek çocukları ölüme kışkırtan bir habis ruh… İçlerinde birçok eski dostumuz, arkadaşımız var. Ama durumları yeni değil, öteden beri böyle.   

4-    Bu konuda ulusalcılara değinmeden olmaz. Onlar da klasik tipte sağ (veya aşırı sağ) konumdadır. Operasyonları ve hükümeti canla başla destekliyorlar. “Bu pislik ülkeden temizlensin” diyorlar. Deli Gaffar çok yerinde yazmış. Şimdi çatışan güçler iki gün sonra barışırlar ve silahları gerçek muhalefete, direnenlere, halka çevirirler. Daha öncesi hep yaşandığı gibi. Bu savaş en çok çatışan taraflara yarar. İyicil güçlere değil. Çatışmayanın söz hakkını kaldırır. Bu savaşın Erdoğan’ı ve AKP’yi güçlendirdiğini fark etmiyorlar mı? Bal gibi ediyorlar. Ama çoktan Tayyipçi oldular bile. Tayyip de seçim öncesi atıp tutmalarına bakmayın, yine ABD’ci oldu. Klasik tipte milliyetçiler ve ulusalcılar da onlarla kol kola. Bu hep böyle olmuştu ve böyle olacaktır. Kapitalizme ve emperyalizme tutarlı biçimde karşıtlığı baş hedef saymayan hiçbir yapıya, çevreye güvenilemez.  

5-    Deli Gaffar’ın BHH ile ilgili beklentilerine hiç katılmıyorum. Bu var ile yok arası tabelanın Haziran’ın ismini kullanma hakkı olup olmadığını bir tarafa bırakalım. Kurulduktan kısa bir süre sonra seçim dönemlerine girildi ve içindeki büyük çoğunluk HDP’yi desteklemeye başladı. Bu örgütün başındakilerde az samimiyet olsaydı, o gün dağıtırlardı hayalet yapıyı. Çünkü bilindiği üzere HDP Haziran’ı satmıştı, HDP’yi destekleyen de Haziran adını artık kullanmamalıydı. Bunca yaşanandan sonra HDP’yi sol gören veya sol görmeden ittifak gücü gören ne kadar solcu olabilir. Sorunun yanıtını hayat veriyor.

6-    Kaldı ki solu, milliyetçi bir davanın çığırtkanı haline getirmiş TTB, TMMOB, KESK, SES ve hatta DİSK’e kesin tavır almadan, aslında bu örgütlerden tümüyle kopmadan solcu olunamaz. Bu çevreler emperyalist kapitalizmin gizli dostlarıdır. 30 yıllık pratik bunu bin kez gösterdi. Görmeyenin yakasını bırakmak gerek artık. Bunu bir duvara anlatsak anlardı 30 yılda. Demek dava başka dava.  

7-    Solun büyük çoğunluğu bu durumdaysa solcu olup olmamak ayrıca tartışılır. Şu anda bizim gibi düşünenler fiilen çok güçsüz olduğundan tartışmanın fazla kıymeti yok. Bunun dünyada ve Türkiye’de bir anlam taşıyıp taşımayacağına ortaya çıkabilecek yeni ilerici ve veya devrimci hareketler karar verecek.       

Kaan Arslanoğlu

Facebook
yorumlar ... ( 140 )
18-01-2015
18-01-2016 17:25 (1)
Kaan bey, bir taraftan Deli Gaffar'in yazisini öneriyorum demissiniz ama diger yandan yaziyi öldurmussunuz...Ana amaci "somut seyler yapmak gerekiyor" olan bir yaziyi, milyon senedir tekrarlanan 'solcu analizi'yapmaya getirmissiniz ve hatta "TTB, TMMOB, KESK, SES ve hatta DİSK’e kesin tavır almadan, aslında bu örgütlerden tümüyle kopmadan solcu olunamaz" bile demissiniz... Siyaset bilimi alaninda egitim gören ortalama bir universite ögrencisi bile, insanin sözkonusu oldugu hicbir alanda, kuramda, tezde, teoride 'ketegoriler' olusturmanin imkansiz oldugunu bilir.Temel degerler altinda birlesmek kaydiyla cesitlilik kacinilmazdir yani.. Solculari peynir kalibi gibi kesip, 'bu az yagli, bu tuzsuz, bu Ezine' diye adlandiramazsiniz.Mesele eyleme geldiginde de, olabildigince ortak paydalar öne cikarilarak, isbirligi ve ortak bır guc olusturulmaya calisilir.Ne zaman birakacagiz birbirimizi dövmeyi.Bence keske yazıya'progressive'(ilerleten,gelistiren) bir 'devam' yazmis olsaydiniz.Behiye Kitap
18-01-2016 18:16 (2)
Sayın Behiye hanım,(1)ülkenin iktidarı olur da solun iktidarı olmaz mı? Hem muhalif görünürler, hem iktidar onlara pay verir. Bunları 30 yıldır belgeli, kayıtlı açıklayıp duruyoruz. Üstelik sağın iktidarı değişir, solun iktidarında 30 yıldır aynı kafalar. Eleştiremezsiniz de. Ne deseniz cevap hazır: Birbirimizle uğraşmayın! Uğraştığımız yok, bu iktidar sahipleriyle uğraşacak gücümüz de yok. Ama sonuç ortada. Siyasette, felsefede, sanatta, sağlıkta, eğitimde bir gıdım sol ilerleme yok, gerileme.. Şahsen şu an siyasetle uğraşan kuşaklardan umudu kestim, onlar içinden tek tük insanları kazanabiliyoruz gerçeğe sadakat ruhuna. Benim yazdıklarımı gelecek için okuyun lütfen. Belki şimdi 20 yaş altında olanlar gelecekte bu gibi uğraşlardan olumlu bir sonuç çıkarır. Şimdi mi ne yapmalı? Biz bir şey yapamıyoruz, gerçek ilerici bir güç çıkarsa ortaya, bu yapıları, kafaları safdışı ederek işe başlamalı. Başka yolu yok. 30 yıldır çürümüş dokuyu ağrı kesiciyle "tedavi" ediyoruz. Saygıyla. Kaan Ars.
18-01-2016 19:41 (3)
Sevgili kaan yazdıklarına katılmamak mümkün degil. Çerçevesini çizdiğin üzere halkın devrimcilesmesinin önünde en büyük engel Meclisteki HDP Dağdaki pkk .Bu iki örgütün parcalanmasindan umut etmek Oldukça zor görünüyor. Ama bir gün mutlaka olacak. O zaman haklarımız gerçek örgütlenmesini yapabilecek.TTB den ayrı örgütlenme yerine onu dönüstürmenin çok daha yararlı olacağını görmek gerekir. Bunu deneyenlere destek olmak veya önderlik etmek amaclanmali. H.B.Aksoy
18-01-2016 20:07 (4)
Merhaba..Ilk yorumumda yazdigim uzere, bugune cözum uretmeyen 'analiz' yazilarina sicak bakmiyorum.Yazinizda oldugu gibi, yukardaki yorumunuzda da bircok dusunceniz ve nihayetinde de dogru olduguna karar verdiginiz tespitleriniz yer aliyor.Bunlar dogru olabilir, olmayabilir yani özetle, tartisilabilir.Ancak ben 'ates bacayi sardi, ne yapsak acaba' yi tartismak isteyen birisisiyim.Bu nedenle yazinizi bu bakisla irdeleyip, hayata gecirilebilecek fikirler devsirelim;siyaset ve solculuk uzerine cok kesin söylemleriniz olduguna göre birikiminizden faydalanalim istiyorum.Yani meseleyi gelecek kusaklara ertelemeden, hemen yarin kullanabilecegimiz seyler konussak diyorum.Ancak öncelikle br iki konuyu anlamam gerekiyor.1-Yukarda 'tedavi' edecegini umdugunuz agri kesici nedir,recetesini kim yazdi?2-Gercek ilerici gucu olusturmanin önkosullari nedir; ugrasmaya baslasak?3-Bir sol hareketin/olusumun her konuda etkin ve basarili olmasini beklemek gercekci midir? Tesekkurler..
18-01-2016 20:43 (5)
Sayın 4 numara, bir akıl hastanesinde deliler birbirlerini ezerek sürekli her gün her dakika duvardaki bir deliğe gözlerini dayayıp birbiri peşi sıra bakıyorlarmış. Yeni gelen dayanamamış, herkesi itip kakalayarak sonunda deliğe ulaşmış ve bakmış. Hiçbir şey görememiş. Yanındakine sormuş: Ben bir şey göremedim! Ötekiler aşağılayarak cevap vermişler. Biz yıllardır bakıp göremiyoruz, sen bir bakışta mı göreceksin? Ben bu deliliğe ömrümü verdim, onlarca deneyim ve pratik yaşadım, tonla makale, kitap yazdım, birçok şey önerdim. Hep içinde yer aldığım bu solcu takımı da hep bildiğini okudu. Dedim ya bu bildiride imzası bulunanların da bazılarını tanırım, bazıları eski arkadaşımdı falan. EN SOMUT ÖNERİ: Bu kafalardan, bu insanlardan hiçbir nane olmaz, sol önce bunu kabullenecek. Bunu kabullenmeden her şey aldatmaca. En başta samimiyetimizi yitirmişiz. BUNDAN DAHA SOMUT ÖNERİ OLUR MU? Bakın daha karşılıklı olarak cümle düzeyinde anlaşamıyoruz. Ağrı kesicilerden ben bir şey ummuyorum... ++ KA
18-01-2016 20:43 (6)
Devam::: Ağrı kesicileri bırakın diyorum. Ağrıyla bir hesaplaşın. Bu çürümüşlüğü bir de siz hissedin dokularınızda. O çürümüşlüğün kokusunu hissedemiyorsanız daha başlangıçta neyi kime önereceğiz? Bunlar çürümüş yapılar diyoruz. Bakın yıllardır, on yıllardır o çürümüşlüğü gösteriyoruz. Sendikalarda, sağlıkta, akademide, santta tek tek anlatıyoruz. Henüz bu belgelerden bile haberi yok çoğunluğun. Liberalliğin klişe söylemleri içinde ağulanıp, hoşnut olup birbirini kandırıyor diyoruz sözüm ona muhalif çoğunluk. İktidardan mamalanıyor maddi anlamda, manen diyoruz, kanıtlarını sunuyoruz. Siz hala diyorsunuz ki, bunları yapanlarla ve bunlara göz yumanlarla neler yapılabilir? Önce bilin, önce kendi aklınızla düşünün, önce bir samimiyet çıksın ki ortaya, ondan sonra ne yapılabileceğini tartışsın insanlar. Onunla da kalmıyoruz, başka şeyler söylüyoruz, ama onca kitap, onca makale ve belgeden sonra bir yorum kutusunda ne anlatılır? Benden de teşekkür. Kaan Ars.
18-01-2016 22:15 (7)
Kaan Bey,sorularima cevap yazmamissiniz ama sorun degil,zaten cevap alamayacagimi biliyordum.Meseleyi kisisel almayin ancak,solun sorunu iste bu:Hic bir derde deva vaadetmeyen genellemeler yapmak,yargılamak; inancsizlik; zayif olsalar bile solcu olusumlarin cabalarini saygiya deger görmemek ve ille de kesin konusmak. Cözulememis bir soruna cözum bulmanizi beklemiyorum ancak, yeni bilgi girdisi beklemek okuyucunun hakkidir.Demissiniz ki:"SOMUT ÖNERİ: Bu kafalardan, bu insanlardan hiçbir nane olmaz, sol önce bunu kabullenecek. Bunu kabullenmeden her şey aldatmaca". Katılıyorum, ancak yukaridaki yazinizi yazmadan önce, neden kendiniz bu gercekligi kabul ederek projeksiyonlar yapmadinzda, o 'ise yaramaz' insanlar uzerine yazarak vakıt kaybettiniz anlamadim.("Ilk yorumum" diye baslayan yazinin sahibinin kim oldugu anlasiliyordu,oysa bana 4 numara demissiniz.Ciddi dikkat eksikligi olan bir yazar degilseniz (yaziniza supheci bakmayi gerektirir)solcu dövme refleksiniz devrede olmali.:-)BehiyeK
18-01-2016 22:25 (8)
Sayın 7 numara, sizin ilk yorumcu olduğunuzu biliyorum, 4 numaradaki sorunuza cevap vermek istemiştim. "İşte solun sorunu bu işte" dediğiniz şey de kısacık bir yorumu bile dikkatli okumadan sizin genellemeniz. İnsan bu... Biz ne yazsak emek verip okumayacak ve kendi kafanızdaki kalıplara bizi sokmaya çalışacaksınız. Bizi hiç tanımadan tanımak istemeden kendi kendinize konuşacaksınız. Kurtuluş yok. Orada size cevap fazlasıyla vardı, ama ne yapalım, sizin istediğiniz cevap değil. Bundan sonrası boşa laf yarıştırmaya girer. Saygılar efendim, benden bu kadar sizin için. Kaan Ars.
18-01-2016 22:49 (9)
Denizde fırtına ortalığı kasıp kavurur, gemi beşik gibi sallanır, gökyüzünden, rüzgarın savurduğu çığlık yağar ve biz, minnacık yer kapladığımız bu muazzam dekora, sırf yarattığı rahatsızlığa bir çare bulmak için, en fazla bir saniye dikkatimizi yöneltiriz. Biz insanlar, dikkat ve duyarlılık eksikliğinden muzdaribiz. Ezel Parsa
18-01-2016 22:49 (10)
İlker Belek'in konuyla ilgili son yzısını da yayınlarsan üçlü müthiş bir tartışma ve sonuç çıkar Kaan... (Ahmet Yıldız)
18-01-2016 23:23 (11)
Sevgili Ahmet, senin bahsettiğin türden yazılara artık karnımız çok tok. Bunlar "genel siyasette" çok doğru, anlaşabileceğimiz şeyler söylüyorlar; fakat iş kitle örgütlerine gelince Kürt siyaseti karşısında kuzu oluyorlar. Kürt siyasetinin güdümünden kurtulamayan, dahası kapitalist emperyalizmin işbirlikçiliğini yapan mesela TTB yönetimlerine tavır alabiliyorlar mı? Hayır! Bunu yapamadıktan sonra bunlar boş laf oluyor. Hatta TTB'ye tavır alıyoruz diye bizi gözden çıkarıyorlar, aforoz etmeye kalkıyorlar. Küçük siyasi hesaplar. Güya oralarda onlara yakın insanların koltukları olacak, bu sayede oradan güç kapacaklar, güya oradan kendilerini gösterip biraz daha perstij ve taraftar kazanacaklar. Tüm bu hesapları tam tersi sonuç veriyor, ama yola gelmiyorlar. Uzun mesele. Örneğin TIP BU DEĞİL girişimimize ilk balta vuran bunlardı. Kaan A.
18-01-2016 23:42 (12)
Kaan bey, ben de size veda etmek istiyorum.Sizi daha fazla uzmek istemem.Esit, özgur ve insanca yasayacagimiz bir ulke icin iyi niyetle emek veren tum solculara buyuk saygi duyuyorum.Size de kuskusuz.Ancak bu, yazilarinizdaki celiskileri görmezden gelmemi gerektirmiyor.Uzatmayacagim;yukarda bana yaptiginiz haksizliga karsi cevap hakkimi kullanarak sonlandiracagim. Yukarida da yazdim;sizin hemen yargilamak gibi ciddi bir solculuk sorununuz var.Sizi tanimadan konusmanin yanlis olduguna dem vurup, tanimadiginiz okuyucunuza 'insan bu' diyebiliyor, 'yorumumu okumadiniz' tespitinde bulunup, 'kurtulus yok' diyerek hitabettiginiz kitleyi asagilamaya calisiyorsunuz. Bu tur tavirlar, sol cenah icin yazdiginiz onca olumsuzlugun sebeplerinden birisidir ve savundugumuz ideolojiye zarar veriyor. Cogalmaya, yaklasmaya, D.Gaffar'in dedigi calismaya ihtiyacimiz var; birbirimize ustun gelmeye degil. Yoldasina bile tahammullu olamamak, solcular icin acinasi bir ironidir. Sevgiyle kalin...
18-01-2016 23:42 (13)
Az once gönderdigim Kaan Bey diye baslayip, Sevgiyle kalin diye biten yazima adimi ekleyerek yayimlarsaniz sevinirim.. Tesekkur ederim.. Behiye Kitap
19-01-2016 06:35 (14)
Kaan Bey sizin de elinizde sihirli bir değnek yok, geçen bir yazınızda ne yapılabilir, neler yapılmalı diye bizlere soruyordunuz. Genel olarak bize yanlışları göstermeye çalışıyor ve çürümüşlüğün ipuçlarını veriyorsunuz. Yukarıdaki yazının yorumunu da ben böyle anlıyorum. Bu yapılar bu denli bozulduysa içten düzeltmeye çabalayan doğruları da ya bozacak ya da en azından yıpratacaktır. Kötüyü düzeltmek yeniyi inşa etmekten zordur. Salt sosyalist ruhla yeni örgütlenmelere gidilse, örneğin koruyucu tedavileri destekleyenler birliği gibi, bu tüm meslek dalları için yapılabilir. Şairimizin başına gelen olay beni çok etkiledi, buna kim tepki verecek, şairler derneği var 1917 de kurulmuş anladığım kadarıyla böyle bir yapıda değil, alternatif yapılar oluşmalı diye düş
19-01-2016 06:36 (15)
düşünüyorum. Hem bozulmuş yapılara alternatif olacak hem de bugüne kadar var olmamış yapıların oluşmasını sağlayacak. Fazla mı hayalciyim ya da çok mu naif düşünceler bilemedim ama yazmadan da edemedim. Saygıyla Deniz Can
19-01-2016 08:52 (16)
Eskiden ben de ÇOĞALMAK gerektiğini düşünenlerdenim. Son yıllarda bu düşüncem değişti. Belki de AZALMAK gerekiyor. SOLU "emekten yana" olmak olarak yeniden tanımlayıp NE KADAR KALMIŞSA onlarla devam etmek gerekiyor. Bugün kendisine solcu diyen, insanların solcu bellediği bir sürü insan solcuysa BEN SOLCU DEĞİLİM diyorum. İŞÇİ SINIFI deyince öcü görmüş gibi davranan, solculuğu KİMLİKLE yapan bir kuşak nasıl yetişti, nereden geldi gerçekten anlayamıyorum. Bakın abartmıyorum. Gerçekten yazılarımda hep İŞÇİ SINIFI dememin İTİCİ olduğu eleştirisini kendisine SOLCU diyenlerden aldım. Gerçekten AZALMAMIZ ve bu SAFRALARDAN kurtulmamız lazım. Akif Akalın.
19-01-2016 09:01 (17)
Ulusalcıların "aşırı sağ" olduğu saptamamı "sağ veya aşırı sağ" şeklinde düzelttim yazıda. Çünkü büyük bölümü şiddet içinde değil veya şiddet içinde olanlarla organik bağları yok. Bu nedenle "aşırı sağ" olamaz büyük kısmı. Ama kemik HDP yandaşları şiddet ölçüsüyle de aşırı sağdır. Bir de Akif'e katılıyorum. Bugün sahteleşmiş sol içinde radikal tavırlara ihtiyaç var, onlardan kopmalara ve sert tavırlara ihtiyaç var. BÖLÜNMEYELİM, BİRLİK OLALIM düşüncesi o yüzden eyyamcı ve gericidir. Bölünmenin zayıflattığı çok eski dönemlerde doğru olabilir. Bugün ise birlik halinde durmak daha fazla riyakarlık, daha fazla düzen yanlılığı, daha fazla Kürtçülük vb.. getiriyor. Kaan Ars.
19-01-2016 09:39 (18)
Burada yazdıklarımız bazı dostlara çok yadırgatıcı gelebilir. Herkesin BİRLİK olmak gerektiği bir ortamda biz ÇIKINTILIK olsun diye AYRIŞMAK gerek demiyoruz. Kendimi başka bir örnekle ifade edeyim. Tarih, bilim, deneyimler akla gelen her şey işçilerin patrona karşı PAZARLIK gücü olması için ÖRGÜTLENMESİ gerektiğini söyler. İşçilerinde tarihsel ve meşru örgütlenme tarzı SENDİKADIR. Buradan hareketle işçilere SENDİKALI OL dersiniz. Her şeyi bırakın sırf TOPLU SÖZLEŞME için bile sendika gerekir. Fakat Türkiye’deki sendikaların durumunu gören işçi, sendikalı ol denince KÜFÜR ETTİĞİNİZİ düşünür. Şimdi sorun şu: Aydın olarak işçiye SENDİKALI OL demek gerek, fakat sendikaların (DİSK dahil) durumu ortada. Ne halt edeceksiniz? Yok, benim kast ettiğim sendika bu değil mi diyeceksiniz? Aynı şey SOL için de geçerli. Akif Akalın.
19-01-2016 11:46 (19)
Sayın Arslanoğlu, yazıda bildiri meselesi ile bağ kurmanız uyumlu olmamış. Örnek vermek amacı ile bağlayabilirdiniz ancak buna yönelik bir alan yok. Diğer yandan yazınızda katılmadığım başlık bulunmamakta. Ancak yöntemde farklı davranışlar sergilemeyi önerirdim. Bu davranış ise söz konusu örgütlerle ayrı yapılarda yer almak yerine onları kurum içinde teşhir etmektir. Bu yöntem, KESK - BKİ ayrılığında başarılı olmuştur. Dolayısıyla söz konusu kurumları, foncu takımlarına teslim edip çekilmek faydalı değildir. Bunun yine başka bir güzel örneği, DİSK binasını 1 Mayıs'da tek başına açma kararı alan Nakliyat-İş sendikasıdır. DİSK tepe yöneticilerinin soytarılığını teşhir etmişlerdir. Aynı zamanda tartışmanın güçsüzlüğe indirgenmesini doğru bulmuyorum. Teorimize güvenmemektir bu ya da eksiklik hissetmektir. HKP-KP arasındaki "tek taraflı teşhir" dışında bu tür tartışmaların artamsı şarttır. Özgün Ulusoy
19-01-2016 12:16 (20)
mükemmel değerlendirmeler, katılıyorum...bildiri bende büyük hayal kırıklığı yaratmadı...bilim insanlarına da şaşırmıyorum artık...militan tutumu ve bilim insanı tutumu farklı olmalıydı...gerçek, samimiyet, dürüstlük, sosyalistlik, aydın olmanın değerleri bir anlam bulmuyor buralarda...saflar tutulmuş, film kopmuş maalesef...insanbu ise tarihe iz bırakıyor...bunlar görüldü, yazıldı, uyardıldı insanlar, mücadele edildi, emek verildi...bunun büyük değeri var gözümde...küçük de olsa bir umutlanma yaratıyor içimde insanbu...sevgiler...can ertan
19-01-2016 13:26 (21)
Haklısın Kaan... Pratiği sen daha iyi biliyorsun.. "Pratik en büyük okuldur":) -A.Y.-
19-01-2016 18:30 (22)
Cogalmaya htiyacimiz var derken, birlesmeye, butunlesmeye ihtiyacimiz var demiyorum.Butunlesmenin olabilmesi icin önce cogalmak gerekir.Her seyin sarpa sardigi, solun tuz/buz oldugu bir ulkede,ciliz ya da yanlis buldugunuz cabalari hedef yapip yok edici darbe vurma yarisina girmek yerine, birakin herkes istedigi kadar solcu olsun. Begenmiyorsaniz katilmazsiniz, ya da karsi bir girisimde bulunursunuz.Icerigne hic katilmadigim 'Suca ortak olmayacagiz' bildirsinin ardindan basını Korkut Boratav'ın cektigi ifade özgurlugunun korunmasi icin de bir bildiri yayimlandi, digerini karalamadan. Akilcilik bunu gerektirir. O bildiriyi de yukardaki ayni fotografin altina koyarak 'aynilastirmalari' aslinda her alanda manupule etme egiliminde oldugumuzu gösteriyor.Turk solculari niye hep kuram konusup, ideal sol/solcuyu tartisiyor anlamiyorum.Bilimsel dayanagi olmayan subjektif degerlendirmeler yapip, kanaat önderligine soyunuyorlar.Kuram, uygulamanin saglamasini yapmak icin konusulur. Behiye Kitap
19-01-2016 18:30 (23)
Kaan Hocam, lütfetmişsiniz benim yazım üzerinden tartışma açmışsınız, sağolun. Tartışmaya diğer arkadaşların yazıları üzerinden de katılacağım ama önce sizin tespitlerinize dair görüşlerimi madde yazmak isterim (Gaffar Yakınca) : 1 - Akademisyenlerin solculuğunu bilemem, ama bildiri solcu bir bildiri değil, aksine sola zarar veren, alanını kapatan, sol kamuyounu maniple eden bir bildiri. Öte yandna aralarında solcu olduğunu bildiğimiz çokça isim var. Burada kafam karışıyor. Nasıl oluyor da buna imza atabiliyorlar? Okumuyorlar mı diye sormadan edemiyorum. BHH’nin destek açıklamasını düşünce özgürlüğü bağlamında ilkesel bir tutum gibi algılamaktan yanayım. BHH içinde kimler çoğunlukta bilemiyorum ama sol bir yapı olarak çok zayıflamış da olsa hala bir ümit taşıdığını düşünüyorum.
19-01-2016 18:35 (24)
6 - Bu konuda size kısmen katılıyorum. Bu yapılar içlerinde pek çok ilerici odak da barındırıyor ama artık bir tür mafya iktidarı haline gelmişler. Üstüne bir ulusal davaya yedeklenmişler. Ya da her biri bir politik örgütün arka bahçesi haline gelmiş. Söylemleri basbayağı sağ söylemlerdir. Çoğu zaman eylemleri de. Öyle bir ülke haline geldik ki işçiler sendikayı kovmadan kazanım elde edemiyorlar. Meslek örgütlerinin etkinliklerini yitirmesinin sebebi AKP değil bizzat kendileridir. İtibarsızlaşmışlardır. 7-Ben her koşulda mücadele etmekten yanayım. Size de şunu anımsatmak isterim : devrimleri ya da büyük dönüşümleri solcular/devrimciler yapmaz.. Onlar sadece yükselen dalgalara yön vermeye çalışırlar. Türkiye muhtemel sol örgütlenmeler için çok yüksek olanaklar barındıran bir ülke.
19-01-2016 20:14 (25)
2 - Ben de düşünce özgürlüğünü bu şekilde anlıyorum. Şu anda her farklı sesi bastıran bir iktidar var, destek olmazsak fatura tüm topluma çıkar. Ancak ayın görüşleri cemaat için paylaşamayacağım. Cemaat bizim desteğimize ihtiyaç duymayacak denli güçlü ve derin bir yanı. Allah bizi onların dostluğundan korusun :)
19-01-2016 20:15 (26)
3 - Söylediklerimiz maalesef doğru. Bildiri PKK tarafının PR çalışması izlenimi uyandırıyor. Ancak beni rahatsız eden kısım bu değil, PKK de artık bir iç siyasi amildir, iddiaya göre hala AKP ile gizli olarak başkanlık pazarlıkları yürütmektedir. Ben her iki taraftan da yana değilim, akademisyenler taraflardan birini seçebilirler, ki böyle yaptıkları görülüyor. AKP tarafının bu konuda akademsiyenlere yüklenmesi samimiyetsizdir, kendileri de daha düne kadar PKK ile aynı masada oturuyorlardı. Beni rahatsız eden kısım, bildiride geçen “uluslararsı gözlemci daveti”dir. Evet, bunu isteyen bir insan hiç bir koşulda “solcu” denemez. Fakat ihtimal ki imzacıların çoğu bu ifadenin hukuki/siyasi anlamının ağırlığının farkında değillerdir. Dolayısı ile özensiz ya da cahil solcular olma olasılıkları da yüksektir.
19-01-2016 20:15 (27)
4 -Ulusalcıların durumu vahim. Doğru bilgiyle yanlış yol nasıl seçilir bunun örneği gibiler. Bu konuda diyecek bir sözüm yok. 5-BHH yapı itibarı ile bir ittifak zemini ve olabildiğince açık bir örgütlenme yaratmaya çalışıyor. Seçim tavrının çok sakat olduğunu ve katılmadığımı belirtmem lazım. Ancak yine de gelişme potansiyeli barındırdığını, sahaya yönelik işler yapmaya çalıştığını görüyorum. Seçim dönemleriyle oratay çıkan savrulmalar maalesef BHH’ye ciddi zarar verdi. Buna karşın birbirinden farklı sol yapıların bir birliktelik denemesi olması hasebiyle destekliyorum. Öte yandan , en temel handikapı da yine bu, yani aslında bir örgüt olmaması. Dolayısı ile ideolojik netlik ana eksiklerden biridir. Biraz daha zamana ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
20-01-2016 04:25 (28)
Mehtap olduğu zaman yıldızları görmeyiz, görmemize de gerek yoktur, ortalık pırıl pırıl aydınlıktır, karanlık günlerde ise parlayan yıldızları görmek isteriz, sayısız, birbiriyle uyumlu bir ışık seli. Bugün karanlıktayız ve yıldızlarımız da yok. Ben küçük ve parlak yüzlerce yıldız olmalıyız diyorum, hem birbirinden bağımsız hem de birlikte uyum içinde bir bütün oluşturabilen. Hepimiz kaybedenler kulübünün üyeleri gibiyiz, yıllardır kalelerimiz bir bir fethediliyor ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. Sesimiz gür çıkamıyor, hem sivil hem siyasi temsilcilerimiz yeterli olamıyor, Mevcut örgütsel yapılanmalarda iyileştirme çalışmaları zor ve süreç isteyen bir durum. +++
20-01-2016 04:23 (29)
Yazının başlığı sağ sol ayırımının ne kadar havada kaldığını ve sol kavramının artık pazarlanan bir meta olduğunu vurgulamakta metinden çok daha etkili olmuş. Ama buna rağmen metin ve tartışmalarin, kim daha solcudur üzerinden gitmesi uyumsuz kaçıyor. Bildirinin imzacisi olup solcu olarak kendini pazarlayanlarin arasında çok sayıda yetmez ama evetci var. 12 Eylül ün yarattığı akademinin olağan çelişkileri bunlar. Devletin ve sermayenin kucağında oturup büyüyüp, devlete saldiriyormus gibi yaparak solu post modern bir cenahta konsolide eden bu emperyalizm taseronlarinin piskinligine pes diyorum. Mutluhan
20-01-2016 04:26 (30)
Buna vaktimiz var mı? Kaldı ki mükemmel olsalar yeterli mi? Bunların dışında oluşacak güçlü bir sivil örgütlenme, mevcut örgütlerin kendilerini toparlama sürecini de başlatabilir Tepkiler bugün de dillendiriliyor fakat amacına ulaşamıyor, çünkü ses yeterince güçlü çıkmıyor. Ses güçlü çıkarsa duyarsız kalınamaz. Ben bugün ses olacak yeterli kitle var diyorum ama onları toparlayacak bir yapı yok. Tencere tava seslerini hatırlayın, bu sesin yeterince güçlü olduğunu düşünüyorum. Deniz Can
20-01-2016 09:12 (31)
Gaffar Yakınca da tartışmaya katıldı, bir de lütfetmişsiniz falan deyip bizi mahcup ediyor, teşekkürler. Yazıları çok etkileyici, her zaman değerlendirmek isteriz. Görüşlerinin birçoğuna katılıyorum, katılmadıklarımı zaten belirttim, tekrar cevap vermeyeceğim, şimdiden verimli, güzel bir tartışma oldu. Mutluhan'ın dediği de doğru. Bu imzacıların birçoğu eski AKP destekçisi. Bunu ayrıca belirtsek iyi mi olurdu? Her şeyi de bir yazıda belirtemezsiniz ki? Ama olmuyor işte. Eski AKP destekçileri demokrasi ve vicdan meleği olarak müthiş örgütlü ve medya ve de malum örgütler destekli çıkıyor ve gündemi her zaman bu soytarılar belirliyor. Bu küfürlük soytarıların yaptıkları cici oluyor, onlara karşı çıkmak cesaret gerektiriyor, karşı çıkan olursa da ayy.. ne ayıp yaptı.. falan gibi tepkiler alıyor. Sabır ya sabır... Kaan Ars.
20-01-2016 13:36 (32)
Halk TV, CHP ve Cumhuriyet de eski AKP destekçisi bu insanların vicdan meleği rolünü oynadıkları birer sahneye döndü. Bir de kendilerini "kalan birkaç muhalif yayın" olarak sunuyorlar. Nuray Mert, daha geçen hafta "Bilemezdik, insana değer veren kimse bilemezdi. 'İnanmasaydınız' diye kimse üste çıkmaya çalışmasın, onların da ne olduğunu biliyoruz" diye yazdı. Yani "kandırıldık" mahcubiyetinden arsızlığa doğru evrildiler artık. Saygılar Nihat Ateş
20-01-2016 14:02 (33)
sayın ateş, bir insanın arsızlığa evrilmesi için evvelden arsız olmaması gerekirdi. andığınız organizmanın hücreleri zaten arsızlıkta hiçbir zaman sınır tanımamıştı ki... saygıyla. çağrı erhan
20-01-2016 16:19 (34)
Deli Gaffar'ın yazısına ilişkin aynı düşündüğüm noktalar bulunduğu gibi farklı düşündüğüm noktalar da bulunuyor. Bildirinin aşırı sağcı bir bildiri olduğunu düşünmüyorum. Liberal "sol"cuların kaleme aldığı liberal "sol" bir bildiridir. Bildiriyi hazırlayanlar ile imzalayanların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. İmzalayan akademisyenlerin çoğunun bildirinin ne anlama geldiğinin farkında olduğunu da düşünmüyorum. (Kişisel gözlemlerim de bu durumu destekliyor) Akademisyen titrelerine anlamlar yüklenmesini de doğru bulmuyorum. Bir kişinin profesör olması çok derin siyasi analizlerde bulunacağı anlamına gelmiyor. ç.
20-01-2016 16:20 (35)
İktidar destekçiliği görevini de liberal "sol" ulusal "sola devretmiştir. Liberal "sol" iktidar destekçiliği döneminde muhalif siyasilere yönelik baskıları görmezlikten gelirken bugün de ulusal "sol" Başika'da kurulan ittifakı, İncirlik anlaşmasını görmezlikten geliyor. Blidiri imzalayan akademisyenlerin imzalama nedenlerini sorguladığımızda iki faktör ön plana çıkıyor. Bunlardan ilki, kimlik siyasetinin,post modern siyasetin akademik çevrelerde egemen olması. Akademisyenlerin emek sermaye çelişkilerinden daha çok kimlik siyaseti (Kürt,Ermeni,Alevi,Kadın) ile ilgilenmeleri.(Bunun nedenleri çok yönlü ABD yapımı film ve diziler,T24,Radikal,Diken gibi internet siteleri,anti komünist siyasetin egemen olması vb.) Bir de akademisyenlerin sınıfsal konumları. Bildiriyi kaleme alanların büyük çoğunluğu üst ya da orta sınıfa mensup kişiler. Hayata ilşkin öncelikleri de farklı olan kişilerdir. ç.
20-01-2016 16:21 (36)
Kürt siyaseti(Suriye ve Türkiye Kürt siyasi hareketleri) Barzani çizgisinde değildir. Barzani ABD yanlısı politikaları benimserken Kürt siyasi hareketi konjonktüre göre ABD ile de,Rusya ile de yakınlaşabilmektedir. HDP'nin operasyonların durması için ABD görüşmelerine ilişkin (bu görüşmelere ilişkin liberal(CNNTürk,FOX),ulusalcı ve iktidar çevreleri tarafından tepki verilmezken,Rusya ile görüşmesi büyük tepkiyle karşılanmıştır. Sosyalistlerin emperyal güçler arasındaki çatışmalardan yararlanarak kendi siyasetine alan açması imkansızdır. Bir de bu durum anti emperyalist çizgiden uzaklaştırır. ç.
20-01-2016 16:21 (37)
Sosyalistler birlik oluşturacaklarsa öncelkile sosyalist siyaseti benimsemeleri gerekiyor. Yoksa CHP'den ya da HDP'yle milletvekilliği pazarlığına girerek siyasi hat oluşturamazlar. Bugün sendikalar,TTB,TMMOB sosyalist çizgiden çok uzaktır. Sistemi eleştirmekten uzak meslek örgütleridir. HKP'nin KP eleştirilerinde haklı bulduğum taraflar bulunmakla beraber, HKP de Tokat'ta FKF,CHP,TKH ile ortak etkinlik düzenliyor. ç.
20-01-2016 16:41 (38)
Sayın ç, "ben bunların aşırı sağ olduğunu düşünmüyorum" demekle olmaz :)) ÖLÇÜTÜMÜZ MEYDANDA: 1- Bunların bazıları sosyalist olduğunu iddia etse de büyük çoğunluğu fiilen kapitalist-emperyalist sistem yanlısıdır, onun uygulayıcısı, dahası teorisyeni konumundadır. 2- Bunların birçoğunun emperyalist siyasi güçlerle organik bağları vardır 3- Bunların önemli kısmı uzun yıllar AKP'yi desteklemiştir 4- Bunların çok büyük bölümü Kürt milliyetçiliğini desteklemiştir 5- Bunların büyük kısmı PKK şiddetini desteklemiştir 6- Neredeyse tamamı PKK'nın kendi muhaliflerine, Kürt yurttaşlara ve kendine itiraz eden sol güçlere karşı vahşi şiddetini görmezden gelmiştir 7- Büyük kısmı bu doğrultuda bilgi-haber karartmıştır 8- Büyük kısmı gerçek sol-sosyalist güçleri ve kişileri itibarsızlaştırmış, sansürlemiştir. Ve daha ne olsun? Kaan Ars.
20-01-2016 20:29 (39)
İstanbul Tabip Odası bildirisinden bir bölüm:"Barış çağrısını yükselten bu arkadaşlarımız yalnız değildir. TTB, DİSK, KESK ve TMMOB yönetimleri olarak barış çağrılarında ortak olduğumuzu, yan yana durduğumuzu ifade etmek ve destek mesajımızı iletmek üzere 21 Ocak 2015, Perşembe günü 12.00'da Kocaeli Üniversitesi'ndeki (metne imza attığı için gözaltına alınan, soruşturulan) meslektaşlarımızı ziyaret edecek, ardından bir basın açıklaması gerçekleştireceğiz." Deniz Can
20-01-2016 23:54 (40)
Aşırı sağcı olduklarını düşünmüyorum dedim de "sol"cuyu da tırnak içinde verdim. Solcu olmadıkları konusunda hem fikirim. Ulusalcılarımız ne kadar solcuysa bunlar da o kadar solcudur:)) Obama ne kadar solcuysa bunlarda o kadar solcudur da diyebiliriz. Akademisyyenlerin bir kısmı son cümlemi övgü olarak da algılayabilir. 1- İmzalayan kişilerin bazıları TüSİAD ya da ticaret odalarıyla ilişki içindedir. Kendilerine sosyalist demelerine rağmen kapitalist sisteme karşı değildirler. Yaşadıkları hayatta çelişkilerini derinleştirmektedir. 2- Bildiriyi imzalayanlar arasında Merkel bildirisini imzalayan uluslararası finans kuruluşların projelerinde yer alan akademisyenlerde bulunmaktadır.Hepsi için emperyalist sistemle ilişkili diyemem. 3- Aynı fikirdeyim. 4- Büyük çoğunluğu kimlik siyaseti ile ilgilenmektedir. İktidarı destekledikleri yıllarda muhafazakarları öteki olarak görüp ona göre siyasi analizlerde bulunmuşlardır. ç.
21-01-2016 02:33 (41)
6. madde konusunda farklı düşünüyorum. Azımsanmayacak kısmı için konuşuyorum geçmişte yaşananlar konusunda da bilgi sahibi değildir. Sol güçlerle bölgede çatışma yaşandığını bile bilmiyordur. 8. madde konusunda da aynı fikirdeyim. ç.
21-01-2016 09:15 (42)
Çağrı Erhan arkadaş, HKP'nin katıldığı etkinliği belirtmiş, güzel bir noktaya parmak basmış. O etkinliğin katılımcısı olarak etkinlikte neler olduğunu da kamuoyu bilmeli. Öncelikle, etkinlik Tokat'da değil, Sarıgazi'deki TOKDEF'in katkıları ile gerçekleşti. Bu etkinliğe beş benzemezler diyebileceğimiz CHP, TGB, TKH, FKF ve HKP'den temsilciler katıldı. Çok uzun uzadıya anlatmayacağım neler olduğunu, HKP'deki genç temsilci, yaptığı konuşma sırasında Sezgin Tanrıkulu'na namussuz, ajan dedi. Bunun üzerine salonda tepkiler doğdu, tepkileri yatıştırmak için CHP temsilcisi Kadıköy İlçe Gençlik Kolları Başkanı bir konuşma yaptı ve ortamı yatıştırdı. Toplantının adı "gençlik konuşuyor" olmasına rağmen, arka sıralardan oturan Sarıgazi İlçe Başkanı "o kürsüye çıkmayacaksın Pınar!" diyerek kendi partidaşını tehdit etti. Yani koskoca Y-CHP, sonradan liseli olduğunu öğrendiğimiz bir gencin sözü üzerine ve gerçekten ajan olduğunu bildiğimiz S.Tanrıkulu için salonu terk etti! - Özgün Ulusoy
21-01-2016 09:15 (43)
Kısacası HKP, bir hareketi eleştirecekse bunu kapalı kapılar ardında, dedikodularla yapmaz. 20 yıl önce kendilerine "doğrucu davut" diyen bir örgütün katıldığı etkinlikte tutumu budur. Y-CHP'nin de hali budur. gerçekten namussuz oğlu namussuz bir adam için salon terk etmektedir. HDP'ye gitse sırıtmayacak adamlar, Mustafa Kemal düşman adamlar, 10 aralık'çı SHP zihniyeti CHP'yi kaset operasyonu ile ele geçirmiştir. Maalesef CHP il-ilçe binalarından geçmeyen yurtsever insanlarımız bu durumun farkında bile değiller. - Ö.U.
21-01-2016 11:28 (44)
NURAY MERT son yazılarından birinde AKP’ye verip veriştirdikten sonra geçmişteki destekleri için şöyle demiş: “Marazi sandığımız esas, esas sandığımız “riya” imiş. Bilemezdik, insana değer veren kimse bilemezdi. “İnanmasaydınız” diye kimse üste çıkmaya çalışmasın, onların da ne olduğunu biliyoruz. İnsana değer veren, kendi sözüne sahip çıkmakta ne kadar titizlenirse, başkalarının da sözünü de o denli önemser, ciddiye alır, bu saflık değil, ilkesel, ahlaki bir seçimdir. Gerisi, sözünü, kişiliğini ciddiye aldığınız “muhatabınızın”, siyasi değil ahlaki sorunudur.” Şimdi sorun şu: Mert hep böyle “insan” ve “ahlaklı” kalacaksa, siyasette herkes yalan söylediğinden daima kandırılacak, dahası halkı da kandıracak. Gazeteciliğe-yazarlığa yeni bir ilke getirdi, farkında değil. “Ahlaklı gazeteci, insani olan yazar daima yanılır, ahlaksız ve insani olmayan yazarlar ise doğruyu söyler” ! Devam edecek +++ Kaan Ars.
21-01-2016 11:28 (45)
DEVAM: Hep yalan söyleyen hep doğruyu söyleyen iki kapı bekçisi bilmecesine döndü iş. Nuray Mert ahlaklı ise şu anda da yanılgı içinde, ahlaksız ise doğruyu söylüyor. Hayır… Bilmece nasıldı? İyice kafamız karıştı… Yani her durumda Nuray Mert yalan söylüyor… Yok bu da olmadı… Neyse, Nuray hanım akademisyen miydi, bekçi mi, yalancı mı, gazeteci mi? Her şey birbirine girdi… Öyle ya da böyle Nuray Hanım daima şık, uyumlu ve mağrur bir yanılan. Kaan Ars.
21-01-2016 12:57 (46)
Yok yok Hababam Sınıfı'ndaki o müfettiş sahnesi gibi. Ne diyordu sahnenin sonunda İnek Şaban: "Müfettiş tamam arkadaşlar." Nihat Ateş
21-01-2016 15:36 (47)
Onu ben göndermedim. Ç gönderdi. Ben çağrı. Ç değilim. Saygıyla
21-01-2016 15:37 (48)
Öncelikle Çağrı Erhan olmadığımı söyleyeyim. Her iki yapının hatalı bulduğum yanları var. Y-CHP tespitinize katılmıyorum. Kaset operasyonuyla ABD yanlısı olmadı,zaten ABD yanlısıydı. Eskisinin de emperyalizmle ilişkisi vardır. Ulusalcıların da liberallerin de emperyalizmle ilişkisi vardır. ç.
22-01-2016 12:23 (49)
Sitenin kısacık yayın hayatındaki bizim sola başta olmak üzere tüm sola yönelik yazılarını,yorumlarını şöyle bir gözünüzün önüne tekrar getirin lütfen.Solun balistik incelemesi anca bu kadar yapılır.Bundan sonrası cidden,vermeyeyince mabut neylesin insanbu modu gibi oluyor.Hele şu mağdurluk postuna bürünenler yok mu,hastasıyım!Benim kafaya dank etti;artık tiye almak en keyiflisi olacak,ısrarla tavsiye edilir.Caner E.
25-01-2016 12:02 (50)
BU BİLDİRGECİLER NEDEN AŞIRI SAĞCI? Sözde barış için imza veren tüm bu akademisyenler ve onların bildiri içeriğini destekleyenler aşırı sağcı demiştim. ÖLÇÜT nedir? 1- Örneğin şu edebiyatçılara bakın. Edebiyatta sistemin, kapitalizmin ta kendisidirler. Bunlar sağlıkta, medyada, üretimde ve tüketimde kapitalizmin ta kendisidirler. Teorisyenleri ve uygulayıcılarıdırlar. Bazılarının dilindeki sosyalizm “nasyonal sosyalizm” gibi bir aldatmaca 2- Emperyalizm diye bir kavramları yok. O sahte demokrasiyi destekledikçe emperyalizm sevimli bir müttefik 3- İktidarla genel anlamda (ekonomi, devlet ve sistem) ve AKP hükümeti anlamında sıkı ekonomik siyasi bağları var 4- Bugün AKP’ye karşı olurlar, dün olduğu gibi yarın her an onu destekleyebilirler, bir kısmı şu anda bile iktidarla organik bağ içinde (Bunların adlarını ve belgelerini defalarca yazdık) 5- PKK’nın Kürtlere, solculara, muhaliflerine karşı gösterdiği kanlı şiddeti 30 yıldır görmemekte kararlıdırlar. devamı VAR.. Kaan Arslanoğlu
25-01-2016 12:03 (51)
DEVAM: Bununla kalmayıp bu kör şiddeti az veya çok destekleyerek onca gerillanın, askerin, sivilin ölümünden de suçludurlar 6- Siyasi anlamda en başat gündemleri milliyetçiliktir 7- Dışa kapalı, vicdani uyarılardan, kanıta dayalı eleştirilerden etkilenmeyen, kendi dar dilini, bağnaz kültünü yaratmış bir topluluktur 8- Kapitalizm ve emperyalizm karşıtlarına karşı sansürcü ve dışlayıcıdırlar 9- Kendileri gibi düşünmeyenleri tek hamlede bertaraf eden, tek çuvala koyan kara bir dil geliştirmişlerdir: “Kemalist, ulusalcı, devlet ağzıyla konuşmayın… Bunlar tutmazsa Stalinci…” Kaan Arslanoğlu
27-01-2016 12:55 (52)
TÜRKİYE SOLCUSU SİHİRBAZDIR, HDP’DEN BARIŞÇI SOSYALİST, KOÇLARDAN İLERİCİ DİRENİŞÇİ ÇIKARIR.. ÖCALAN’IN MAHKEME İFADESİ: “1991 yılında DEP’e oy vermeyen herkesin tavuğunu bile öldürün diye talimat verdim. Ancak bunun bir hata olduğunu anladım, talimatımın adeta bir katliama dönüşeceğini düşünemedim (...) Bir ara da dini duygulardan dolayı dini kullandım. Halep ve Roma’da kendimi İsa’ya yakın hissettiğimi söylemem tamamen taktik gereğidir. Öyle bir Kürt milliyetçiliği oluşturun ki karşı taraf da Türk milliyetçiliğini savunur hale gelsin ve bloklar oluşturulsun dedim (...) Soruldu: (...) peki sizler orada yüz binler varsınız bir kibrit kıvılcımı sıkıp orman yakmak zor mudur, dediğiniz, bu talimatınızdan sonra Türkiye’nin hemen her bölgesinde orman yakmalarının çoğaldığı anlaşılmıştır. Cevap: Bu talimatımı inkâr etmiyorum. Bu talimatı verdiğim doğrudur. (...) Şu anda pişman olduğumu söyleyebilirim.” (A. Öcalan, Kaynak: Mahsun Hayri Pir, Bir Yanılsamanın Sonu, Komal Yay.) k.a
27-01-2016 12:58 (53)
DEVAM: DENİZ GEZMİŞ’İN İFADESİ: Bizim düşmanlarımız Amerikan emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçileridir. Yani emperyalizm ile işbirliği yapan patronlar, feodal mütagallibe yani bezirgânlar, tefeciler. PEKİ TÜRKİYE SOLU NİYE BU HALDE? Biz dahil kimse sol adına bir şey yapamadığından şapkadan tavşan çıkarmaya çalışıyoruz. Herhalde balık hafızamızdan ve maymun (iştahlı) karakterimizden. Kaan Arslanoğlu.
28-01-2016 22:44 (54)
Türkiye'de "normal" bir akıl, gerçek bir vicdan olsa Öcalan'ın bu ifadesinden sonra en azından sol kanatta her şeye yeniden bakılması gerekti. Niye suskun büyük çoğunluk? İnternette otu boku beğenen, paylaşan solcular nerede? Her dengeyi altüst etmesi gereken bilgiler değil mi bunlar? DEĞİL. Çünkü biliniyorlar... On yıllardır zaten biliniyorlar. Solcuların yüzde doksanından fazlası bunları bile bile suç ortaklığı yapmış, en azından dönem dönem. Biz onun için Türkiye'de gerçek sol kalmamış diyoruz. Böyle büyük gerçeklere dayanarak diyoruz. Kaan Ars.
01-02-2016 18:51 (55)
Etnik köken ayrımına dayanan her görüş aşırı sağcıdır. Fatih Torun
03-02-2016 11:49 (56)
mehmet harma yaşıyo mu? sağlıklı mı? bir dost
05-02-2016 02:07 (57)
Değerli bir dost, fredi bek in tavn! Bir koşturmacadır gittiğinden, okuyabildim ancak yazmak mümkün olmadı. Geç de olsa; "Nihat Genç kitabında kaka demiş, ay ne iğranç" diyen vardı sitemizde, üstüne Sn. B. Durali'ye "niye beddua ediyosun bakiim" i de gördük. Yav sanki burası sanki İsviçre Leydi Okulu da, sertçe öksürmek bile yasak. Oysa ki bir edebi tür bile olabilir beddua. Fena da olmaz yani, "Beddua Dili ve Edebiyatı". Oldu valla. Ha bir de, "Ölüsü bile sitedeki bazı yazarların gramatik-dramatik hatalarından münezzehtir!" deki münezzehtir yerine "evladır" olmalı gibi geldi bana. En son; diabetik or diyabetik? (biyokimya, kardiyoloji gibin) SSS. mehmet harma
06-02-2016 17:15 (58)
Sayın Müdüriyet, sayfamızın hemen sağında yer alan "DOST SİTELER" başlığı inaktif. Ne güzel eskiden orayı tıklayınca başka güzel sitelere ulaşabiliyorduk. Ne oldu şimdi? Dostumuz mu kalmadı da orası aktif değil? Kalmadıysa eğer, kaldıralım o başlığı gitsin. Yok eğer hala varsa, altını dolduralım derim. Yine de işinize karışmak gibi olmasın ancak. sss. mehmet harma
08-02-2016 08:33 (59)
Doğru dersiniz sayın Harma, Dost Siteler başlığı altında daha önce 10 kadar sitenin ismi görünüyordu. Bunların bir kısmı işlevsizleşti, bir kısmının dostluğu buharlaştı. Şimdi ne yapalım. Öteki editörlerimiz de bir ses versin. Bunu tekrar aktif hale getirelim mi? Getireceksek sizler "dost" kategorisinde hangi adresleri önerirsiniz. Bir söyleyin, Tartışalım. Dostu arkadaşı tanıyalım :) Ona göre karar veririz. Saygılar, sevgiler herkese. Kaan Arslanoğlu
08-02-2016 10:51 (60)
Sn Arslanoğlu, haftaya sizinle başlamak güzel oldu:) O halde önce tanımdan başlayalım. "Dost" kime derler, kriterleri nedir? Bunu belirleyelim, üzerinde anlaşalım sonra site önerisi kolay olur. Benim "Dostluk" kriteri önerim: tutarsız ve yalancı olmasın. Yalancıyı doğrudan çöpe atalım. SSS. mehmet harma
08-02-2016 11:40 (61)
Dost Siteler linkini kaldıralım tamamen. İnsan BU ile karşılıklı link -tanıtım- veren "dost siteleri" böyle bir gelişme yaşandıkça eskisi gibi en üste koyalım sadece. Saygılar, sevgiler Nihat Ateş
08-02-2016 17:08 (62)
Fikirlerinizin coguna katiliyorum,sayin arsalanoglu,Turkiye'de ki mevcut sol,sol olmaktan cikmis,solun solugu olmasi gereken sanat,zanaata donusturulup tuccarlarin sermayeye peskes alani olmus.Sol,sol fasizmin,ruh,ve fikir cesedine donusturdugu insssanlarla dolu.Ve herseye karsin mevcut sola bulasmamak kosuluyla kendini solda tanimlsyacak bir kitle var. O zaman ne yapmali taner deviren
08-02-2016 21:04 (63)
https://zeynepnazan.wordpress.com/2016/01/10/merak-sureyya-berfe/ Mine M.
08-02-2016 23:55 (64)
Süreyya Berfe sayfalarca yazıyı bir şiire sığdırmış. Teşekkürler Mine M.
09-02-2016 10:35 (65)
Diyanet'in Türkiyesi'nde kadınlar II - Prof. Dr. Nuran Şahin: Radikal dincinin ortak noktası kadını cinsel obje görmesidir --- alın size müthiş bi solportal manşeti! allahtan biz sevgilim mahmut'la kadını asla cinsel obje olarak görmüyoruz. - diğ mi maaamut, hayatım? - evet aşkitom, balım, bitanem; biz asla kadını cinsel obje görmeyiz. ayrıca yaşasın antidiyanet devrimci duruşumuz, kahrolsun seksist bakış açısı (bat enivey vi layk maçizm)! imza: anadolu ayıları. şaka la şaka. seksizmin dibini bulan a.y.a. sarkazmsss
10-02-2016 07:31 (66)
Kasım 2015, Ali Koç; “Eşitsizliğin ortadan kalkması için kapitalizmin ortadan kalkması gerekir. Ben en azından eşitsizliğin minimum seviyeye indirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gerçek sorun kapitalizmdir”. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/418827/Ali_Koc__Kapitalizmin_ortadan_kalkmasi_gerek.html Şubat 2016; "Demokratların başkan aday adayı "demokratik sosyalist" Bernie Sanders rakibi Hillary Clinton'a karşı girdiği New Hampshire'daki ön seçimi kazandı". http://odatv.com/abdde-bernie-ruzgari-1002161200.html N'oliy, transatlantik bir sosyalizm dalgası mı geliy? Sistem, siyah başkandan sonra bir de solcu başkan mı çıkaracak. mh
10-02-2016 15:42 (67)
http://odatv.com/kim-bu-abraham-rights-holiness-1002161200.html --- ZAYTUNG haberi sandımdı. diilmiş. bu durumda ben galiba bi korku filminde sıkışıp kaldım. film ve gerçeklik birbirine karıştı. ve kabussa da çok fena bi kabus. anaaam. a.y.a. kabusss
11-02-2016 08:24 (68)
Akademi neden yaşamın içinde değil? diye hayıflananlara; buyrun burada girmiş yaşama, http://odatv.com/astrolojik-kisilik-ve-orgutsel-baglilik-arasindaki-iliski-2205151200.html (Yorum 67'deki linki de birlikte değerlendirin lütfen). mh
13-02-2016 10:26 (69)
A.C.Çobandede'nin Sakallı Sabri Abi'ye Depolitik Ağıt'ı ile S. Güvenç'in İki Samimi Arkadaş'ının soğuk-soba ögeleri ve öykülerin sonlanışları benziyor. İkisi de güzel ama daha kısa olabilirler miydi acaba? mh
13-02-2016 12:02 (70)
bazan mehmet harma (69 nümrolu yorum) beni telepatik olarak takip ediyo sanıyorum. elimdeki işin ne olduğunu söylesem mi? yok. söylemiym. sülplizi bozulmasın. a.y.a. cümleten vealeykümselamsss
13-02-2016 19:25 (71)
http://ilerihaber.org/yazar/bakalim-ne-diyecekler-50242.html Birkaç ay öncesine kadar ulusalcıları,liberalleri ve Kürtleri kapsamaktan söz ediyorlardı. Büyük siyaset için yola çıkmışlardı. Gerçekleştiremediklerinin tam tersi bu durumun kendi siyasetlerini güçsüzleştirdiğinin itirafı mı yoksa bugün bunu deriz yarın başka şey söyleriz durumu mu onu bilemeyeceğim. ç.
14-02-2016 16:35 (72)
Sayın Müdüriyet, http://tr.sputniknews.com/ http://sadeceozgur.blogspot.com.tr/ http://www.abcgazetesi.com/ http://deligaffar.com/ sitelerini dost linkler olarak öneriyorum. Bir de, bir Film Sunağımız olsa, seyrettiğimiz filmleri kısa yorumlarıyla oraya yazsak olmaz mı? SS. mh
14-02-2016 18:32 (73)
Sevgili Mehmet Harma, Sanırdım gündüzdü onlarla gecem. İçimde ümitti dost bildiklerim. Ne zaman yıkılıp yere düştüysem. Bırakıp da gitti dost bildiklerim. Hepsi varken baharımda, yazımda; Kışın bir burukluk kaldı ağzımda, Seneler senesi oysa gözümde. Cihana eşitti dost bildiklerim. Nerede o sözlere kandığım günler? Her gülen yüzü dost sandığım günler; Acıdan kahrolup yandığım günler Ta canıma yetti dost bildiklerim. Meydana çıkalı asıl çehreler Aydınlanmaz oldu artık geceler Yalanlar tükendi, indi maskeler Birer birer bitti dost bildiklerim. :)) O yüzden daha önce dost siteler bölümünde link verdiğimiz bazı adresleri kaldırmak zorunda kalacaktık. Şimdi de yine aynı sebeple tükürdüğümüzü yalamamak için tüm dostları iyi bir ince eleyip sıkı dokumak lazım ki, sağdan soldan itirazlar gelmesin. :)) Benden de SSS. Kaan Ars. Korkar oldum bana "dostum" diyenden Yoksa yok olandan,varsa yiyenden Ne onlardan eser kaldı ne benden Beni benden etti dost bildiklerim.
14-02-2016 21:04 (74)
Değerli Kaan Hocam, sizi bu denli hüzne gark edeceğini bilsem, yeminlen önermezdim o siteleri:)) Film Sunağı için ne diyorsunuz diycem ama onu da diyemiyorum bu derece blues içinde. SSS bizden. mh
17-02-2016 12:17 (75)
http://haber.sol.org.tr/turkiye/bozdag-chpli-bokeyi-hedef-alan-yandasi-kinadi-insanlarin-anasini-babasini-secme-hakki-yok İlginç bir link. Niyet okumak heveslisi değilim ama sayın bakan eğer haberde geçilen cümleleri aynen ifade etmişse bu daha büyük bir sorun yaratır kanaatindeyim. Çünkü alttan alta "zaten seçebilmiş olsaydı erkek olarak gelmeyi tercih eder ve hak din İslam'ın mücahidi Osman bin Kays'tan olmayı ve mücahide Aişe bint Veys'den doğmayı isterdi" tınısı sezilmiyor değil. "Şecaatin arz ederken" diye başlayan deyişimiz var ya... Ama orada da kıpti geçiyor diye bu sefer beni Anti-roman, faşist olmakla suçlarlar. Neyse. Ben iyisi mi hiç bu politik doğruculuk meselesine bulaşmayayım. Saygıyla. Çağrı Erhan
19-02-2016 15:40 (76)
Türkiye'de ABD üsleri üslerde nükleer bombalar var. Bir dünya savaşı çıksa ki kuvvetli olasılık ilk hedef biziz. Rusya bize nükleer saldırı gerçekleştirecektir. Bir bombanın üstünde oturuyoruz .TİP mecliste bu konuyu dile getirdiğinde ''Üs yok tesis var'' derdi Demirel. 68 kuşağı niçin Samsun'dan tam bağımsızlık yürüyüşü yapt; niçin 6.Filo askerlerini Dolmabahçe'den denize attı...ABD emperyalizminin bizi bu günlere getireceğini görüyordu solun altın kuşağı. O tavrı o bilinci unuttuk. Kendimizi yüzeysel politikalarla avuttuk.Şimdi Ankara'nın göbeğinde niçin bombalar patlıyor diyoruz...ABD üslerindeki atom bombalarına sessiz kalınca kulaklarımızda bomba uğultuları bedenlerimizde şarapnel parçaları ruhlarımızda derin acılar her havaya uçurulan canımızla havaya uçuyoruz...can ertan
23-02-2016 11:38 (77)
Ali Mert'in "BOKTAN KİTAP"ını okudum. Okuru kandırmış açıkça. Kitap boktan değil, uyarırım. Güzel kitap. İşte bu konuda bir link: http://kitapeki.com/boktan-kitabin-guzel-kokusu/ Sonra bir de reklemını koyarız kitabın, tüy dikmiş oluruz :)) Kaan Arslanoğlu
23-02-2016 14:16 (78)
Kaan bey, övgüyle sözünü ettiğiniz yazar şu yazıyı kaleme almıştı vaktiyle: http://ilerihaber.org/yazar/bhhyi-hdp-ile-yan-yana-getirip-akpye-yuklenmek-lazim-31298.html BHH içinde HDPcilik yapmayanlara kendi yolumuzu çizelim diyenlere "fren mekanizması" diyor. Kendisi aynı zamanda şu yazıdaki soruların siyasi muhataplarından biridir: http://deligaffar.com/2016/02/22/ankara-bombasi-ve-hdpci-arkadaslarimiza-bazi-sorular/ Yazarın anti-emperyalistleri, liberalizm karşıtlarını küçümsediği bir yazısı daha var. İlerihaber portalında hepsini bulabilirsiniz. Kitabı okumadım iyi bir kitap da olabilir, ama bu konu başlığı altında görünce bu bilgiyi eklemek istedim. Başka bir yazının altında geçseydi bunu belirtme ihtiyacı hissetmezdim. Soldaki her yazara gayet keskin çalışan kılıcınız neden Ali Mert'e gelince köreliverdi bu kısmı anlamlandırmaksa güç. sevgiler. Gaffar
23-02-2016 15:23 (79)
Deli Gaffar arkadaşım, sizin dediklerinizin farkındayım. Yine sizin bu uyarıyı yapmanız bir katkı. "Övgüyle söz ettiğim" yazarın kitabı güzel. Geçmişte dönem dönem birlikte çalıştığımız, projeler yaptığımız bir arkadaşım. Kitabını göndermiş, okudum, iyi buldum. Okumaya meraklı kişilere önerdim. Ali Mert'in siyasi-ideolojik çizgisine gelince. Belli dönemler yakınlaşsak da hiçbir zaman tam aynı olmadı. Birlikte çalıştığımız dönemlerde bile. Şimdi bu HTKP süreciyle birlikte yeniden makas çok açıldı. Fakat herkesle bağları atacak mıyız bu böyle diye. Tam benim gibi düşünenleri tüm Türkiye'de toplasam 40 kişi ya çıkar ya çıkmaz. Bunların çoğu da yazar değil. Ne yapalım? Belki ilerde makas tekrar kapanır diye umut ediyoruz. Kürtçülük tarafı böyle de ulusalcılar tarafına ne demeli? Bana göre orada da birçok değerli insan var, kendi sınırlı alanlarında birlikte iş görülebilir. Ama büyük siyasete gelince orası da bir felaket. Ne yapacağız. Üç kişi bir yere tüneyip oturacak mıyız? Kaan Ars.
23-02-2016 17:36 (80)
Kaan Hocam, kastım tabi ki bu değil. Hatta ben tam aksini savunanlardanım, olabildiğince ayrılmanın değil birleşmenin yollarını zorlamaktan ama bunu yaparken de alabildiğine dürüst olmaktan yanayım. Öte yandan zaten yazarın politik fikrinden değil kitabından söz ediyorsunuz. Ancak yukarıda dedim ya, eğer bu notunuz başka bir başlık altında olsa benim bu denli dikkatimi çekmeyecekti. Oysa buradaki konu (benim bir yazıma yaptığınız eleştiri/katkıdan hareketle) tam da yazarımızın kısmen içinde olduğu bir siyasi poziyonunun tartışılması. Dolayısı ile bana da bunları söylemek düştü. Ulusalcı/Kürtçü vb. karşılaştırmalarını çok kategorize edici ve zorlayıcı buluyorum. Ali Mert'e de bu bakımdan haksızlık etmek istemem. Tanıdığımız Ali Mert komünisttir, iyi bir yazardır ve lakin siyasi hattı da işte budur. Komünist siyasetten anladığı (kendi yazılarına bakarsak) HDP'ye oy vermektir. Bu kadarını tespit etmek bile bence yeterlidir. Gaffar
23-02-2016 17:43 (81)
Bir şeye açıklık getireyim: "OKURLARLA YAZARLARLA SOHBET" bölümümüzü sürdürmek için dönem dönem bir yazı seçiyoruz. Bu sohbeti onun altında sürdürüyoruz. Daha önceki sayfaların altında birkaç yüz yorum, her neyse fazla yorum biriktiğinden, dibe kadar inmek zor oluyor. O yüzden sohbeti bizi misafir eden herhangi bir makalenin altında sürdürüyoruz. Yoksa buradaki son tartışmaların sizinle, sizin makalenizle doğrudan ilgisi yok. Burası fazla kalabalıklaşınca, o zaman başka makalenin altında genel tartışma devam edecek. Bizim sitenin teknik üstünlüklerine :)) ilişkin bir düzenleme. Dediğiniz şeylere zaten katılıyorum. Bir çekinceyle. Ben de özellikle ayrışmadan yana değilim, fakat iki büyük çekim merkezi var sol için. Bunlar bizler ne kadar çaba harcarsak harcayalım hep üstün geliyorlar. Ortada gitmek için ayrışma da kaçınılmaz oluyor. Kaan Ars.
23-02-2016 18:50 (82)
HTKP ile düşüncelerimi büyük siyasetin yanlış olduğunu yorumlarımda belirtmiştim. Deli Gaffar yazısında sorular yöneltmiş ben de Deli Gaffar'a sorular yönelteceğim. HDP'ye neden karşısınız? Milliyetçi bir parti olduğundan mı,sermaye sınıfıyla(kapitalizmle) ilişkilerinden dolayı mı yoksa şiddet eylemlerine verdiği destekten dolayı mı? ç.
24-02-2016 08:42 (83)
Sn. ç. (82), sorularınıza kısmen yanıtları şurada bulabilirsiniz: http://deligaffar.com/2016/02/22/ankara-bombasi-ve-hdpci-arkadaslarimiza-bazi-sorular/ mh.
24-02-2016 12:19 (84)
Kapitalist barbarlık, gericilik ve emperyalizm...ağaca börtü böceğe kuşa çiçeğe dağa yaylaya ormana ovaya nehre denize rant gözüyle bakıyor... Artvin'liler yurtseverlikle, doğa severliği kaynaştırmışlar top yekün direniyorlar...onca acının, pusunun, ihanetin, kanın, şiddetin, onca teslimiyetin, satılmışlığın ortasında Anadolu'nun bilge yüreği oldu Artvin...şu anda Türkiye'nin omurgası Artvin'dir... onların bilincine, dayanışmasına, memleket sevdalarına selam olsun... Artvin haklıdır... maden baronları değil Artvin'liler kazanacak Türkiye kazanacak...hepimiz Artvin'liyiz...Hayden na duriyeruk... can ertan
24-02-2016 14:12 (85)
82 numaralı yorumda paylaştığınız linki 78 numaralı yorumda kendisi paylaşmış. Benim sorduğum sorulara yanıt vermiyor. Hatta sizin de paylaştığınız yazı üzerine kendisine 82 numaralı yorumumda belirttiğim soruları sorma ihtiyacı hissettim. ç.
24-02-2016 18:53 (86)
Kaan hocam açıklama için teşekkür ederim. Teknik yapıyı bilemediğim için öyle bir yprum yapmıştım. Gaffar
24-02-2016 18:53 (87)
82 nolu yorumun sahibi Ç arkadaş, kısaca izah etmeye çaışayım Evvela ben HDPye karşı değilim, yani HDP'yi birincil derecede mücadele edilmesi gereken bir odak olarak görmüyorum. HDP, tıpkı CHP gibi sermaye sınıfının görece demokrat/liberal bir partisidir. Mücadelenin odağı sermaye düzeni olacaksa eğer bunlar ikincil önemdeki başlıklar haline gelirler. Karşı olduğum şey HDP'nin sol/devrmci bir parti olarak lanse edilmesi ve solcular üzerinde böylesi bir basınç yaratılmasıdır. Örneğin liberal parti HDPyi desteklemeyi kendi siyasi hattı açısından stratejik bir hamle olarak görebilir,bu onun hattına da bir zarar getirmez. Ama kendine komünist/sosyalist diyen birileri bunu yaparsa orada vahim bir hata var demektir. Komünistler düzen içi bir odağı kayıtsız şartsız destekleyemezler. HDPnin genel karakteri itibarınile milliyetçi olduğunu düşünmüyorum. İçinde öyke unsurlar da var. Ama örneğin islamcılığı daha ağır basar. Açıkça bir düzen partisidir. (devam edeceğim)
24-02-2016 18:53 (88)
son dönemde HDP ile ilgili çok yazı yazmamın temel sebebi HDPnin sol üzerindeki bu basıncını kırmak. Solculara herşeyden önce solcu olduklarını anımsatmak. İkinci sebepse şu: HDP, faşizan rejimin kurulmasında en önemli destekçi oldu. İmralı tutanakları vs ortaya çıktı. Durum gerçekten vahim. Belli ki HDP projesi MIT ve APO tarafından pişirilmiştir. Temel amacı olası bir sol muhalefeti paralize etmektir. Ve etmiştir de. Bunun için HDPnin peşine takılan arkadaşlarımız büyük vebal altındadır. Gaffar
24-02-2016 20:01 (89)
88 inci yoruma şöyle bir hezeyanla katkıda bulunayım: HDP projesi MİT ve APO tarafından pişirilmişse, PKK projesi de MİT ve APO tarafından pişirilmiştir. Böylece 12 Eylül sonrası Doğu ve Güneydoğuda oluşabilecek olası yerel siyasi sol oluşumlar hem paralelize hem de paralize edilmiştir. Bu durumda %10 barajının hikmetlerinden biri de bu yerel sol parti oluşumlarını engellemektir. Bu durumda yine bir hezeyan olarak 2016 yılının, 65 yaş sınırını dolduran APO nun kesin emeklilik işlemlerinin ne şekilde yapılacağını gösterecek olması açısından da önemli bir yıl olduğunu düşünüyorum. (B.Ö)
24-02-2016 23:29 (90)
Ben de kendi düşüncelerimi paylaşayım. Sitede daha önce de (seçim öncesi de seçim sonrası da) HDP'ye ve Kürt siyasetine ilişkin yorumlarda bulunmuştum.Aynı düşündüğümüz noktalar da bulunuyor farklı düşündüğümüz noktalarda bulunuyor. Kürt siyasetinin sermayeyle olan ilişkisi çok açık. Partilerinin sosyalist olmadığını Selahattin Demirtaş bir tv programında belirtmişti. Hatta İnsanbu'da programın Youtube linkini paylaşmıştım. Sorun Kürt siyasetinden daha çok Kürt siyasetine iltihak olan sosyalistlerin hem kendilerini aklamak için hem diğer sosyalistlerin iltihak olmasını sağlamak için Kürt siyasetini sosyalist bir yapıymış gibi göstermeye çalışmasındadır. Seçim konusunda CHP ve HDP'nin kapitalizme bağlı olduklarını oy istenecekse bile bu durum belirtilerek oy istenmesi gerektiğini belirtmiştim. Kürt siyasetinin yaptığı kimlik siyasetinin Türk milliyetçiliğini de Kürt milliyetçiliğini de beslediğinden bahsetmiştim. ç.
25-02-2016 05:02 (91)
Milliyetçi siyasetlerin de sol siyasetin alanını daraltan bir etken olduğundan söz etmiştim. HDP'nin düzen dışı sosyalist siyasetlerin düzene taşınması amacının yanında geziden sonra oluşan muhalefetin bir kısmını kendi siyasetine katma amacı taşımıştır. Sosyalistlerde bağımsız sosyalist bir hat oluşturacağız iddiasıyla yola çıktı (Örnek verecek olursam BHH) sosyalist özne haline gelmek yerine önce CHP'li vekilleri yönetici yaptı.Sonra öznelerin büyük kısmı seçimde HDP'yi destekledi. Desteklerken de desteklediklerinin sosyalist olmadığını belirtmedi. Bugün Sol Portal'da da İleri Haber'de de Birgün'de de CHP ve HDP'ye ilişkin her gün haberler okursunuz. Ama başka sosyalist özneye ilişkin bir haber bulamazsınız,birbirlerine karşı sansür uygularlar. CHP'li vekillere verilen değer verilmez. ç.
25-02-2016 10:56 (92)
HDP'yi NİÇİN DESTEKLEYEMEM 1. Kimlik siyasetini(Kürt milliyetçiliği) sınıf siyasetinin(Sosyalizm) önüne koyuyor. 2. Amaca giden yolda her kesimle çabucak uzlaşıyor(Emperyalizm, AKP, gericilik, sermaye) 3. Terörü destekliyor. Ankara bombacısına taziyeye gidiş mesela.Ya da şöyle demeli...PKK-HDP bir ve aynıdır. Türkiye başkanlık rejimiyle birlikte ulus devletin parçalanışına Türk-Kürt Federasyonu'na götürülüyor. Emperyalizmin stratejisi bu. Başkanlık rejimi faşizmi de köklü bir biçimde yaşama geçirebilir...can ertan
25-02-2016 16:57 (93)
Arif Yavuz Aksoy'un sesi çoktandır çıkmıyor İyi mi? ç.
25-02-2016 21:02 (94)
Yes, what has happened to Mr. A. Y. A? Elif F.
26-02-2016 11:40 (95)
can dündar ve erdem gül'ün tahliyeleri sevindirici... basın özgürlüğü gazetecilerin gazetelerin televizyonların radyoların olduğu kadar halkın da özgürlüğüdür... haber alma ve özgürce yazılmış yorum okuma hakkının önünde pek çok zorlu engel var...medya özgür olmadan sermayenin, gericiliğin ve emperyalizmin denetiminden ve sağdaki soldaki sansürcülükten çifte standartçılıktan kurtulmadan kimse yeterince özgür olamaz... gazetecilik gerçeğe ulaşma gerçeği yayma işi...ve gerçekler burada her türden iktidarın güç sahibinin kurumun işine pek gelmiyor...medya bilimden, felsefeden, edebiyattan beslenmez ise niteliksizleşir...istenen de buydu zaten... can ertan
27-02-2016 10:48 (96)
Can Dündar ve Erdem Gül'ün tahliye edilmesiyle beraber iki halk kahramanımız(!) daha oldu. Sayın Can Ertan'ın özgürlükler hakkında dediklerine bütünüyle katılmakla beraber zaten Dündar ve Gül'ün dayanaksız yere hapis yatmasına karşıydım. Benim yerime Can Dündar da söylemiş zaten bugünkü köşe yazısında hiç haketmediğimiz ilgiyi gördük, hiç erişemeyeceğimiz yerlere eriştik hatta ameirkan başkan yardımcısı ailemle bile görüştü diye. Yazının linki http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/488345/Bir_yandas_yazi_denemesi_Erdogan_a_acik_tesekkur.html Rıdvan Binici
29-02-2016 21:36 (97)
Eski yazarımız, büyüğümüz ve hocamız Ali Yağız Üresin'in babası, güzel insan Cengiz Üresin perşembe günü vefat etmiş. Şimdi öğrendim. Az da olsa sohbet etmişliğim vardı. Ölene Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. a.y.a.
01-03-2016 15:35 (98)
Sevgili Yağız'ın değerli babasına Allah'tam rahmet ve ailesine sabırlar dilerim. Mutluhan
02-03-2016 12:16 (99)
İlk şiirini İnsan BU'da yayımladığımız Zeynep Yasmin'in kitabı Araf'ın Işığı çıktı. "Türkiye'nin en genç şairi şiirlerini arafta ışık tutanlara adadı"... Şairimiz yakında bir şiiriyle aramızda olacak:) http://www.gazeteciler.com/kitaplik/turkiyenin-en-genc-sairi-siirlerini-arafta-isik-tutanlara-adadi-95807h.html Nihat Ateş
03-03-2016 19:15 (100)
Herhalde ben yazarsam reklama girmez.Kaan Hocamızın İthaki'den çıkan yeni kitabının ismi:Evrimci Açıdan Din,psikoloji,siyaset.Meraklısına...Kaan bey belki de bu yeni kitabı üzerine bi şeyler söyler.Saygılar,selamlar.Caner Ercan Kaan Arslanoğlu İthaki Yayınları / Politika - Siyaset Dizisi
03-03-2016 22:45 (101)
Kıymetli Caner Ercan, İthaki'nin sayfasından mı aldınız bilgiyi bilmiyorum. Kitabın çıkacağı doğru, çıktığı doğru değil. Bu isimli kitabım bir hafta on gün içinde dağıtımda olacak. Benim bildiğim bu. Çıktığı zaman duyuracağım. İlginize teşekkürler. Sevgiler, saygılar. Kaan Arslanoğlu
04-03-2016 08:12 (102)
Kaan bey,bilgiye idefix.com/kitap/yeniler sekmesinden ulaşmıştım.Okunacaklar listemin en başında, bu yeni kitabınız.Selamlar.Caner Ercan
05-03-2016 16:44 (103)
mehmet bekaroğlu, ömer laçiner, etyen mahçupyan, nuray mert, yılmaz ensaroğlu , yasin aktay , salim uslu , mustafa karaalioğlu , nihat genç , hrant dink , cem somel, abdurrahman aslan , aydın çubukçu , fikret başkaya , alev erkilet başer , ertuğrul günay , nihal bengisu karaca , hayri kırbaşoğlu, ipek çalışlar , oral çalışlar ,ayşe karabat, kenan çamurcu, ayşe böhürler, ömer özgüner, can dündar, tanıl bora, sefer turan, hakan albayrak, rüstem batum, hüsnü mahalli, ali bulaç, mete çubukçu, ayhan bilgen, leyla ipekçi yıl 2005 doğu konferansı ç.
08-03-2016 11:15 (104)
FACEBOOK sayfamızdan: Bir bölüm solcu arkadaşın CEMAAT MEDYASINA yapılanlara sevinmelerini hayretle izliyorum. Bu arkadaşlarda bunu yapan kim, iktidar kim, iktidara yan çıkmak ne anlama gelir, hiçbir kavram yokmuş. Faşizan iktidar baskılarına karşı çıkmak bir ilke meselesidir. Mağduru beğendiğiniz anlamına gelmez. Beğenenler de vardır, o ayrı konu. Doğu’da süren operasyonlarda devletin aşırı şiddeti görüldüğü anda, ona da karşı çıkmak gerekir. Bu katil PKK’ya sahip çıkmak değildir. Ergenekon, Balyoz operasyonlarında mağdur olanların büyük kısmı Amerikancı ve gericiydi. Bu böyle diye o yıllarda iktidarı alkışlamadık. Risk alıp karşı çıktık. Ama ne dersek boş. Bunlar kişilerin ve grupların içinde o artık hiç kalmamış “solculuk” namına, aydınlık namına zaten bulunması gereken ilkelerdir. Yoksa yoktur. Duvara konuşuyoruz, ama inatla konuşacağız. Bu kez Ergenekoncular AKP ile işbirliği içinde. Açık ve net. Ama bizi “solculuk” için kandırmalarına izin vermeyiz. Kaan Arslanoğlu
09-03-2016 00:57 (105)
Liberal "sol"un darbe tehdidi söylemini şimdi de ulusalcılar kullanmaya başlamış. İktidara destek vermek için darbe söylemini kullanacakları aklıma gelmezdi. http://odatv.com/cemaatin-tek-kurtulusu-darbe-0803161200.html İncirlik mutabakatı ile Başika mutabakatına değinmiyorlar ç.
09-03-2016 08:52 (106)
Kaan hocam kitabını idefix üzerinden sipariş ettim. Merakla bekliyorum. Saygılarımla, Özgür Coşar
10-03-2016 08:45 (107)
Sevgili Kaan tebrikler yeni kitabın için. Eleştiri serbest mi? Mutluhan
10-03-2016 10:01 (108)
Sevgili Mutluhan Bey, teşekkür kitap çıkmak belki bir iki gün var olacak. Soru der eleştiri serbesttir, cevap vermek serbest piyasa hakkı. Dilerseniz çok kredi uygun şartlarda herkes memnun olmak. Referanslarımız liste bakarsa müşteri tatmin olur. Dilek en iyiler. Kaan Arslanoğlu
10-03-2016 11:16 (109)
vaysss, başgan gugıl transleyt türkçesiyle konuşmaya başlamış. pop-up ad'lere de göndermesss. a.y.a. mil tebriksss
10-03-2016 20:53 (110)
hakkaten, birden ne oluyoruz,dedim.kaan hoca artık debriyajı sıyırmaya mı başladı diye korkmadım değil.ama yeni kitap da yukarıdaki gibi yazılmışsa yandık demektir. neyse umarım çok okunur,fazla küfür edilmez.yine vakvakları ürkütecekmiş gibi geldi.hayırlısı...(Süleyman S.Kazdal)
12-03-2016 22:45 (111)
AVRUPA KÜLTÜR 1. SAYI yayında: www.avrupa-kultur.eu İnternet dergisi 98 sayfa, gerçekten yoğun. Almanya, Fransa ağırlıklı Avrupa'nın kültür manzarası. Kaan Arslanoğlu
16-03-2016 08:19 (112)
http://www.yenimarmaragazetesi.com/makale/can-derdine-dusmus-mutsuz-hekimler-haftasi/ Mine M.
18-03-2016 08:12 (113)
BUGÜN İNSAN BU'nun YAŞ GÜNÜ. 3 YIL BİTTİ, 4. YILA GİRDİK. Destek olan, katkıda bulunan herkese teşekkürler. İnsan BU
18-03-2016 09:29 (114)
Nice yaşlara, diyelim:) Okuyalım, yazalım, güzelleşelim. İnsan BU hiçbir şey yapmadıysa bile bu ülkede devasa bir "okuma sorunu" olduğunu gösterdi. Bütün okurlarımıza, dostlara ben de çok teşekkür ederim. Sevgiler Nihat Ateş
18-03-2016 13:31 (115)
çok doğru söylemişsiniz sayın nihat ateş. bu ülkede devasa bir okuma sorunu var. okuduğunu anlama sorunu var. bir de temel bilgileri bile kontrol etmeden "ben bilirim" havasıyla berbat yanlışlara imza atan koca koca gazeteciler / yazarlar var. buyurun, buradan yakın: http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/soner-yalcin/care-sizsiniz-1141840/ --- b.ö. ya da a.y.a. soner yalçın'a "ulusal dezenformasyon müdürü soner aga" diye bir isim takmıştı. ne haklılarmış! adamın yazısında kaç sefer katalan geçiyor? peki konu ne? ETA ve BATASUNA! e ama buna hakikaten yuh denir. bask ile katalan'ın farkı kürt ile çerkez'inkinden 1000 kere daha fazladır. herkese saygılar, insanbu'yu kuran ve bugüne getiren editörlere ayrıca başarılar dilerim. iyi ki doğdun insanbu! çağrı erhan
18-03-2016 16:57 (116)
Çağrı Erhan yazıyı gördüğümde Katalanlar yerine Basklılar yazıyordu. Arif Yavuz Aksoy'un daha önce de hizmetçi uşak göndermesini Odatv kullanmıştı. Soner Yalçın sitenin takipçisi olabilir. http://cc.bingj.com/cache.aspx?q=%C3%A7are+sizsiniz+s%C3%B6zc%C3%BC&d=2077154096733&mkt=tr-TR&setlang=tr-TR&w=Sc5PK0yspU22fixomP9hc5UYOvXYhIyr Yazının Katalan geçtiği halini de buldum. ç.
18-03-2016 22:18 (117)
iyi ki doğdun insan bu! böyle bir sığınak daha yok sanırım.belki yeni bir umut bizim için insan bu.bruno'nun, galile'nin,marx'ın ve birçok insan evladının yaptığı gibi pencereyi açıp,bütün dünyaya "hayır,öyle değil,ben senin gibi düşünmüyorum,hey millet size yalan söylüyorlar!" diye avazı çıktığı kadar bağırmak hiç de yabana atılmayacak denli bir yiğitliktir.burada yiğit ve dürüst yoldaşların soluk aldığını bilmek gurulandırıyor bizi.teşekkürler insan bu.ömrünüz uzun,sesiniz her daim gür olsun.(süleyman s.kazdal)
19-03-2016 10:30 (118)
İnsan Bu'yu bugüne getirenlere,emeği geçen herkese içten sevgiler,saygılar.Caner Ercan
22-03-2016 14:29 (119)
Her gün ya da bir iki günde bir düşünce-siyaset-eleştiri yazıları yayınlanırken, şiir ve öykülerin bunca seyrek/nadir yayınlanmasının sebebi nedir? Ortalama bir insanın bir şiir veya öyküyü anlaması, sindirmesi için günler haftalar geçmesi gerekir, gibi bir yanılsama mı söz konusu acep? Bir şiir veya öykü kitabını bir yılda okumuyoruz, emin olun :))) Saygılar. Mine M.
23-03-2016 15:01 (120)
Sputniknews diyor ki "AK Parti'den milletvekilliği yapmış olan Feyzi İşbaşaran, işadamı Rıza Sarraf'ın tutuklanmasının ardından önemli iddialarda bulunarak Sarraf'ın ABD ile anlaşma yaparak ülkeye gittiğini söyledi. Tamamını oku: http://tr.sputniknews.com/roportaj/20160323/1021685723/riza-sarraf-abd-anlasma.html#ixzz43ivePO73 Eğlenceli günler göreceğiz gibi. Dostlara selam. mh
24-03-2016 12:06 (121)
DOGMALAR SOLDAN TEMİZLENMELİ, BİLİME YOL AÇIN: Can Ahıskra'nın yazısı. Kaan Arslanoğlu'nun son kitabı üstüne: http://kitapeki.com/kaan-arslanoglu-dogmalar-soldan-temizlenmeli-bilime-yer-acin/ kitapeki.com yazısı...
31-03-2016 19:27 (122)
Bir sene kadar önce galat-ı meşhur'u siteye getirip, a.y.a. ile tanıştırıp "bak bu galat-ı meşhur'dur" dediğimden bu yana zaman ne çabuk geçmiş. Şimdi, Soner Yalçın kitabını çıkarmış. Okuyalım bakalım. mh
03-04-2016 17:44 (123)
CANAN KARATAY HOCA BAZEN ÇOK YANILTICI BİLGİLER VERİYOR... Facebook sayfamıza bakın: https://www.facebook.com/%C4%B0nsan-Bu-240641076072753/ Kaan Arslanoğlu
04-04-2016 08:43 (124)
Bazen mi?! mh
05-04-2016 11:02 (125)
http://www.sozcu.com.tr/2016/egitim/disleksiyi-egitimciler-de-aileler-de-yeterince-bilmiyor-1167762/ --- a.y.a. nerelerde? onun konuları yazmışlar yine. birşeyler oldu herhalde bu adama. bu kadar uzun süre gözükmediği olmuyordu. çağrı erhan
06-04-2016 16:44 (126)
http://onedio.com/haber/maaslar-esit-evler-15-euro-ve-polis-yok-gerceklesmis-bir-utopya-marinaleda-604820 Müdüriyet linkteki habere ne der acaba? recai kulaksız
08-04-2016 08:52 (127)
BUGÜN (8 Nisan) saat 16'da HALK TV'de, SOL ŞERİT programında Cüneyt Akman'la konuşacağız. Duyurulur. Kaan Arslanoğlu
10-04-2016 22:06 (128)
İSTANBUL TABİP ODASI SEÇİMLERİ İÇİN... TOPLUMCU HEKİMLER BİR BİLDİRGE YAYIMLADI.. YENİ BİR HEKİM HAREKETİ...
11-04-2016 12:25 (129)
4,5 G'ye geçişten sonra bu geçişi gerçekleştirmeyen kişilerin son 3 gündür internet hızı ne alemde? ben cevap veriym. şirketler kasten hızı o kadar düşürdü ve o kadar saçma sapan bağlantı sorunları yaşar hale geldik ki ne olduğunu bile anlayamaz haldeyiz. gözünü yediğimin gapitalizmi nasıl da hepimize ya seve seve kanununu işletiyo. hiçkimse organize olup da bunu protesto etti mi? ticaret hukukuna aykırı değil mi sanıyosunuz bunu? boru gibi aykırı! ama dolaylı verginin dibini bulacak 4,5 G saçmalığının kullanım bedeli yansıtmaları sayesinde devlet (yani aslında şirketler) abad olacak. hey yarabbim! sonra bu millette sosyalist bilinç, sınıf bilinci, cart-curt gelişcekmiş. baruter'in bi karikatürü vardı. 1. karede bi grup adam; yüzleri yere dönük; mutsuzlar; birisi bunlara bağırıyo: "ulan resmen d.tünüzü ..kiyolar, gıkınız çıkmıyo!" diye! 2. kare aynı sahnenin biraz daha uzaktan planı; tabela gözüküyo: pasif erkek homoseksüeller cemiyeti! durumumuz aynen bu! a.y.a. durum tespitsss
11-04-2016 16:49 (130)
Devlet 4G'yi 5G ile birlikte satmak istedi. 4,5G adı da buradan geldi.Devlet 2020'de kurulacak 5G sistemini de şimdiden sattı. Şirketler ucuza kapattığı için bu durumdan memnun. Devlet 5G'nin parasını şimdiden aldığı için memnun. 4G'yi kullanacak olursanız paket fiyatları aynı olduğu için şirketlere daha çok para kazandıracaksınız. 4,5G uyumlu telefonlarda da 3G kullanmak daha mantıklı. 3G'de de 4G'de de sorun yaşanıyor,sorun yaşanmasının nedeni altyapıya önem verilmemesi. ç.
11-04-2016 20:27 (131)
Sitemizin yazar-yorumcusu Sn. Özgür Coşar'ın blogunda 4.5 G ile ilgili bu http://sadeceozgur.blogspot.com.tr/2016/04/45-g-asl-evdeki-baglantlar-degistirecek.html ve daha fazlasını bulabilirsiniz. Uzunca zamandır bu konu hakkında yazıyor kendisi. mh
12-04-2016 09:34 (132)
4,5 G konusundaki tüm gelişmeleri özetleyen çok iyi bir yazı var T24 sitesinde. Füsun Sarp Nebil imzalı bu yazının bağlantısı şöyle: http://tinyurl.com/hrcq96s Bana 3G hızı fazlasıyla yetiyordu. Telefonum 4,5 G uyumlu olmasına karşın, bir iki hız testi dışında 4,5 kullanmadım. Halen 3G hızında. Kasıtlı olarak 3G'nin yavaşlatıldığını düşünmüyorum. Şebekedeki çalışmalar bir takım aksaklıklara neden oluyordur bence. Zaten tüm ülkede 4,5G'nin yaygınlaşması epey bir süre alacak.
12-04-2016 09:35 (133)
03.05'teki isimsiz yorumu ben gönderdim. Aslında yorumun altına Özgür Coşar ekleyebiliyorsanız bu yorumu yayınlamanıza gerek kalmaz. Saygılar, Özgür Coşar
12-04-2016 22:46 (134)
T.C. İNSANBUNOKTACOM İDARESİ'NE --- Son 3 hafta içerisinde muhtelif yorumcularınızca dile getirilen Mehmet Harma ve Arif Yavuz Aksoy gruplaşması, benzeşmesi, örtüşmesi, dayanışması ya da üzüm üzüme baka baka kararışması iddiaları gerçeklikle kat'a bağdaşmamaktadır. Adı anılan yazar-yorumcularınızın insan olmak, aynı mesleği icra etmek ve aynı sitede arada birbirlerine de feci gömçürtmek ve hatta karşılıklı bekmez akıtmak haricinde hiçbir amaç ya da kaygı birliği bugüne dek tesis edilmemiş olup bundan sonrası için de böyle bir tasarımları an itibariyle yoktur. İddia sahiplerinin mesnetsizlikleri apaçık ortadayken tarafınızca sırt pışpışlamalara mazhar olunmaları nazar-ı dikkatimden kaçmamıştır ve bu tavrınızın en azından tarafımca adeta üvey evlat muamelesi nisbetinde addedildiğini hatırlatmak isterim. Arz ederim. Arif Yavuz Aksoy --- internette bir garip yolcu. Not:Temel düzeyde sense of humour'ı olan insanlar için yazılmış dilekçe komiğidir. Gerçekler de var tabii içinde! Kıskıskısss
13-04-2016 07:30 (135)
Sayın mı, Sevgili mi, demek lazım, kıymetli MEHMET HARMA, Gül T. ben değilim. Sanırım Gül Tunç'tur. Face book sayfamızdan ve çok önceden bizi izleyen bir okurumuzdur. Bana karşı şüpheciliğiniz ise artık sıkmıştır. Ayrıca buraya bir şeyler yazmaya çalışan okurlara ve Gl. T'ye de çok ayıp oluyor. Samimiyetimi, doğruculuğumu, dürüstlüğümü sorgulama noktasındaysanız, ki öyle görünüyor, daha fazla sündürmemiz de gerekli değil sanırım. Burada birçok yorumcu kim kimdir sorgulamasına girmeden doğrudan bana dalıyor. Otorite benim ya! En kolayı. Nasıl okur artırabiliriz kaygısı yok, nasıl burada onu bunu editörü tokatlarız, var oluruz meselesi. Maaşallah vicdanınıza. Ne diyeyim, size de sizin gibi kuşkucu dostlar dilerim. Saygıyla. Kaan A.
13-04-2016 10:20 (136)
Sayın, Sevgili ve Değerli Kaan hocam, samimiyetiniz, doğruculuğunuz ve dürüstlüğünüzden şüphem yok. İnsanların birbirini görmediği bu sanal ortamlarda bunların olmasını doğal karşılamak lazım. Hem bu ilk de değil. Zaten benden kaynaklı bozucu etkiyi bertaraf etmek için bir müddet çekiliyorum ortamlardan. Sıkıntı yok. Saygılar. mh
14-04-2016 11:08 (137)
http://odatv.com/genelkurmay-savcilari-sana-kuyruklu-yalan-soylemis-1204161200.html --- DİSLEKSİ NEDİR? alın size örnekli çözümü. şu yazıyı okuyun. altındaki yorumları da okuyun. ondan sonra ben DİSLEKSİ diyince millet bikliyo. KRONİK BULGUR ENTOKS diyince cikliyo. KRETEN diyince vikliyo. adamın sense of humour'ını anlayamayan kaç ökküz olmuş? sayamadım vallaha! OHA diyorum. BÜRST diyorum. ÇÜŞ diyorum. Çağrı Erhan'a da selam ediyorum. a.y.a. selamsss
16-04-2016 15:40 (138)
Kaan hocam, bu program kayıtlarını izleyince sizinle bir video söyleşi yapalım diye düşündüm. Maliyet deseniz çok cüzi, etki deseniz, iyi bir prodüksiyon ile oldukça fazla. Eğer olur derseniz hertürlü yardıma hazırım Saygılarımla, Özgür Coşar
17-04-2016 15:19 (139)
Teşekkürler kıymetli Özgür Coşar. Bu konuyu ben de düşündüm bir ara. Ne kadar neye fayda sağlayacağını önümüzdeki uygun bir dönemde birlikte değerlendirelim. Benden de sevgiler, saygılar. Kaan Arslanoğlu
18-04-2016 12:02 (140)
İnsan BU'nun YENİ SAYFASI kısa süre sonra yayına gireceğinden, ESKİ İNSAN BU sayfası, yani burası yorumlara kapatılmıştır. Yeni sayfadan buraya da ulaşabilecek, ama yorum yazamayacaksınız. Burayla ilgili yorumlarınızı lütfen Yeni İnsan BU'ya yazınız. Yeni sayfamız şimdiden hayırlı olsun, der, destek veren herkese teşekkür ederiz. Editörler.
DOST SİTELER
Toplam Giriş Sayısı : 2210326
Arama

İmzasız yazı yayımlanmaz. Yazıların sorumluluğu öncelikle yazarına aittir.