Marx, Freud... Putlar üstüne bir konuşma
CA: Kendinizi artık Marksist olarak tanımlamıyorsunuz. Doğru mu? Ve Neden? Sorun sizde mi? Marksizm de mi? Marksistlerde mi? KA: Marksizm uzunca bir süredir kapitalizmi ve insanı anlamada bizi fena halde yanıltıyor. Muhalefet için düşünsel bir silah
İnsan BU
okunma sayısı : 478

Biz yeni bir ülke kuracağız
Daha önce yazdık. AKP yapı çözücü ve yıkıcı bir güçtür diye. Tüm motivasyonunu yıkma arzusundan almış olan bir özne, hiç bir zaman kurucu bir rol oynayamaz. Tüm söylemleri yıkıcıydı. İnsanları bu yıkıcı söylem etrafında bir araya
TURABİ YERLİ
okunma sayısı : 333

Göğe komşu topraklar: Artvin
Artvin'in olağanüstü tabiatına yükseklerden baktığınızda, Maçahel vadisi gibi bir yerden, kendinizi bulutların sisli kollarında hissedebilirsiniz. Sinop cezaevinde Sabahattin Ali’nin umutsuzluğun dibindeyken yazdığı “Deniz gibidir gökyüzü” şiiri bu dağ ve vadilerde gerçek anlamını bulur. Hopa kıyılarının riyasız
KEREM HAN
okunma sayısı : 269

Nihat Behram'dan Taylan Kara'ya yanıt
Nihat Behram’ın da adı geçen ödüller ile ilgili yazım nedeniyle Nihat Behram’ın açıklayıcı iletisi ve bu iletiye benim verdiğim yanıtla aramızda bu konuda birkaç iletilik yazışmalar oldu. Bu yazışmaların bende saklı kalmaması, okurun da haberdar olması duygumu kendisine
TAYLAN KARA
okunma sayısı : 465

Son Ankara Katliamı'na karşı iki tepki..
Umut bende çözüm bende diyenler neden bu halde? Ve Binary bir yazılımın anatomisi...
İnsan BU
okunma sayısı : 485

Küçük burjuvalar ekşiyor
Onlardan birine, “Ne yazık, biz edebi bir kuşağız diyen Deniz Gezmiş’lerin romanını küçük burjuvalar yazdı,” diyecek oldum, hemen sesi ekşiyiverdi. “Bütün edebiyatı, sanatı yapanlar küçük burjuvalardır” dedi. Kesin konuşuyordu. Tam, “Ama…” diye söze başlıyordum ki, “Zaten edebiyatta böyle
B. SADIK ALBAYRAK
okunma sayısı : 559

İnanç, din, gericilik ve aydınlanma
İnançların tarihi, insanın bilinen tarihi kadar eski görünüyor. Fakat bu tarih boyunca herkesin inanç sahibi olduğu anlamına gelmiyor. Bütün toplumlarda, toplumu oluşturan bireylerin çoğunluğu inanç sahibi olsa da, her zaman inanmayanlar olmuş, inançlar sorgulanmış. İnançların örgütlenerek din
AKİF AKALIN
okunma sayısı : 370

Siyasetin temel ilkeleri ve Marksizm sosyalizm için tek yol mudur?
Boşa harcanan nesiller ve hala süren siyasi cehalet ... Aklıma geldi. Ülkemizde siyasetle ilgili binlerce kitap var ama bunun temel ilkelerini irdeleyen pek kaynak yok. Bazı temel bilgilerin belki meraklılarına yararı olur diye düşündüm. Malum, bizde
M. TANJU AKAD
okunma sayısı : 338

Fil Dergisi’nden yanıt: son gerçek bükücü
“Belleksiz köyde eşkalsiz gezenler: eski yandaşlar sola nasıl pazarlanır?” başlıklı yazıma, facebook sayfasında Fil Dergisi yazarı ve yöneticisi Onurkan Avcı yanıt yazmış. Benim yazımı okuyan okurların, daha doğru değerlendirme yapabilmeleri için bu yanıtı da okumaları gerektiğini düşünüyorum.
İnsan BU
okunma sayısı : 519

Aydın bilinci bugün neden gereklidir?
Aydın olmak… Bugün, bu yaşadığımız ortamda, yıkımın, savaşın, vahşeti giderek daha grotesk bir boyutta olan kapitalizmin ortasında giderek bir kuyu gibi kararıp durduğumuz, dışımızdaki ve içimizdeki savaşlarda durmadan çarpıştığımız bu evrende, “şimdi ve burada” aydın olmayı, aydın bilincini
ÖZGÜN ERGEN
okunma sayısı : 626

Apoculuk icat oldu solculuk bozuldu… Aklın vıcıklaşması (2)
Gerçek denen şey araba lastiği gibidir. Taylan Kara ““Yalçın Küçük yaşamı boyunca yalnızca bu kitabı çıkarsaydı bile çok büyük bir iş yapmış olurdu” diyor Estetik Hesaplaşma için. Doğru. Ama keşke sadece o kitabı yazsaydı, siyasete bulaşmasaydı. Gerçi
KAAN ARSLANOĞLU
okunma sayısı : 1479

Solun salgın hastalığı: “bokunda boncuk bulmak”
Bokunda boncuk bulmak, “posteylülist” bir solcu hastalığıdır. Yeterince karıştırılırsa her bokun içinde boncuk bulabilir. Bunun için her kokuya dayanacak dayanıklı bir burun ve ilkelerini yitirmiş olmak yeterlidir. Artık boncuk aramaktan vazgeçmedikçe bu dayanılmaz kokuda senin de payın olmaya
TAYLAN KARA
okunma sayısı : 1080

Aziz Nesin yardımcımız olsun
İlkçağ Atina’sından günümüze gelebilen az sayıda tragedyanın en müthişi, Kral Oidipus’un sonunda koro son sözü söyler: “Son gününü görmeden hiç kimseye mutluluğa ermiş demeyin!”1 Gerçeği ortaya çıkarmak için sonuna kadar çaba gösteren Kral Oidipus, iktidarın, refahın ve mutluluğun
B. SADIK ALBAYRAK
okunma sayısı : 574

Tarihin Denize Döküldüğü Anlar-IV
Ziya Osman Saba, Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi'ndeki öykülerinde 1940'lı ve 50'li yılların İstanbulu'nda insanların bir karabasan gibi gelecek korkusuyla yaşadıklarını bize anlatıyordu: “Zilini bile çalmak hakkım olmayan bu yabancı ev gibi, benim için neler hazırlamakta olduğunu bilmediğim istikbali de karşısında...
NİHAT ATEŞ
okunma sayısı : 559

Gündüz Vassaf adında bir geç kalmış Ak’ist
Cumhuriyet, Can Dündar elinde bir light-Taraf haline gelmeseydi görmemiz biraz daha zor olabilirdi; aklını tekel demokrasisine kiralamış bir takım burjuva teknokratının yazı ya da düşünce diye ortaya koyduklarının, sefalet içinde yazamazlık ya da düşünemezlik demek olduğu, bu gazetenin
B. SADIK ALBAYRAK
okunma sayısı : 542

Aşırı sağcı akademisyenlerin malum bildirisi ve Deli Gaffar ile tartışma
Sunu: Yazar arkadaşlarımızdan biri, bir sosyal medya yazarı olan Deli Gaffar’ın, “PKK Karşısında Solun Stratejik Suskunluğu” adlı makalesini yayımlamamızı önerdi. Büyük ölçüde katıldığımız bu yazı biraz eskiydi ve çok değişik mecralarda çıkmış ve hayli okunmuştu. Gaffar Yakınca’nın
İnsan BU
okunma sayısı : 4087

Bütün şairler, şiirlerinizi ayakta okuyun!
Haber: Şükrü Erbaş’a ayakta şiir okumaması için denetim “İzmir’in Kiraz ilçesinde Eğitim-Sen temsilciliği tarafından Sağlık Meslek Lisesi Konferans Salonunda düzenlemeyi düşündüğü Şair Şükrü Erbaş’ın katılacağı şiir dinletisine Kiraz İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından yasak getirildi. Getirilen yasağa herhangi bir gerekçe
KAAN TURHAN
okunma sayısı : 366

Vasatın ideolojisiyle ya da popüler kültürle savaşmak aptallık mı?
Ortak tuvaletleri temizlemek sanmıyorum ki bazılarımıza eğlenceli gelsin. Bu iş için ücretli bir eleman yoksa sıraya koymak gerekir. Ancak ne kadar sıkı nöbete koysanız da kimisi kaytaracak, kimisi üstünkörü yapacak, iş başka bazılarına kalacaktır her
KAAN ARSLANOĞLU
okunma sayısı : 1404

Tarih Romanı mı?
2000'lerin başından itibaren “tarih romanı”nıyla birlikte tarih kitaplarına da özel bir ilginin bulunduğunu hemen herkes görüyor. Yayınevlerinin bütün öteki dizileri arasında bu dizilerden çıkan kitapları her zaman daha çok ilgi
NİHAT ATEŞ
okunma sayısı : 574

İç yangını – Y.A.Ş. mağduru subay ve astsubaylar için
Dün telefonla görüşmüştük. Sözleştiğimiz yerde buluştuk. Her zamanki gittiğimiz kahvehaneye doğru yürüdük. Güneşli bir gün olduğundan, dışarıya oturduk. Kahveci boş bardakları toplamaya çıktığında, iki çay söyledi Salih. Kahvenin karşısında, minibüs yazıhanesi vardı. İlçeye gidip
FİKRET KEMAL TEKİN
okunma sayısı : 428

Nobel ödüllü ilk Türk Aziz Sancar ve Türk solunun çıkmazı
Bu Nobel Ödülü alan ikinci Türk oldu demekte acele etmeyin çünkü ana-babadan geçen doğumsal bir özelik olmayıp, gönüllü bir kabul süreci olan Türklüğe ilkinin uzak duruyor olabileceği, “Türkler bir milyon Ermeni’yi kesti” karalamasını dile getirmesi nedeniyle
MUTLUHAN İZMİR
okunma sayısı : 1016

Kadının görevi annelik mi?
Yaygın söyleme göre öyle… Hatta, Atatürk’ün bu konudaki sözleri de referans alınıyor, bu düşünceyi desteklemek için. Yıllar önce, Ankara’daki Büyük Doğumevi (Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı E.A. Hastanesi)’nin girişinde koca harflerle yazılı idi - ifade tam olarak hatırımda
MİNE MİSKİOĞLU
okunma sayısı : 690

Hangi sandalye? Ya hangi çivi?
Bilindik bir hikâye vardır, insanımızın felsefesini açıklar ve düşünme eylemiyle kurduğu sınırlı ilişkiyi gösterir. Öte taraftan mizah(ımız)a dair yorum yapma fırsatı tanır. Hikâye bir lisede ya da üniversitede geçer. Hoca yazılı sınav yapar, öğrencilerine şu soruyu yöneltir: beni
HAYDAR ALİ ALBAYRAK
okunma sayısı : 536

İnsan BU’nun tarihsel bir misyonu var mı? İnsan BU çevresi “seçilmiş” bir çevre mi? ANKET..
Yaşananları gerçeğe sadakatle bize bildiren veya yorumlayan tek bir medya organı bile yok… (Gerçeğe sadakat mi? Bunu umursayan kaldı mı?) Herkes, her olayı, önceden katılaşmış fikirleri doğrultusunda görüyor ve bize eksik, yanlı, çarpık bilgi veriyor… (Herkes
KAAN ARSLANOĞLU
okunma sayısı : 1841

Ölmeye yatmak
Bugün konumuz son aylarda gündelik yaşamımızın giderek sıradanlaşan bir gündemi olmaya başlayan “ölüm”. Üzerine konuşmak için çok hoş bir konu olmadığını biliyorum fakat ölüm bir yanıyla yaşamımızın kaçınılmaz bir gerçeği, diğer yanıyla sağlığın en önemli konusu. Şüphesiz burada
AKİF AKALIN
okunma sayısı : 539

Ülkemizin başarıları.. Savaş ve barış.. Nefret.. Çetin Altan…
Ülkesine sevgi ve saygısı olmayana kimse saygı duymaz... BİZE ÜLKEMİZİN BAŞARILARINA SEVİNEN İNSANLAR LAZIM Aramızda, kendi ülkesinde ödünç oturuyormuş gibi duran bir kesim var. Sevgileri de yok, güven ve saygıları da. Varsa yoksa kötüleme. Halbuki harika gemiler yapıyoruz, havacılık sanayimiz
M. TANJU AKAD
okunma sayısı : 588

Samimiyet krizi... Derlemeler
Sunu: Baktık ki Sevgili Can Ertan dostumuzdan bize özel yazı gelmiyor, facebook sayfasındaki yazılarından kısa bir derleme yaptık. İlginize sunulur. Editörlük.
CAN ERTAN
okunma sayısı : 498

Havuzlu villalarında oturup fiskisini içenler, bokunu yiyenler!
Son zamanlarda troll yakıştırmasını sık kullanır olduk. Dilimize sosyal medya aracılığıyla, özellikle Twitter'dan giren 'trolleme' kabaca; yanlış bir bilgiyi gerçekmiş gibi sunarak ya da mesnetsiz bir iddiayı sürekli gündemde tutarak ciddiyet zeminine zarar vermek anlamında
HAYDAR ALİ ALBAYRAK
okunma sayısı : 807

T.C.’de büyütülmüş ve yaşıyor olmak: bir “lanet”
Her türlü maymunca taklit, aslın tekrarı, sahteciliği benimsemiş ve yaratıcı olmamayı asla sorun etmeyen ülkesel kimliğimiz “kendinin ne mal olduğunu” müspet ve beşeri ilimler, müzik, sinema, resim, roman, öykü ve şiirde de göstermiştir. Oğuz Atay’ın öldüğü için gerçekleştiremediği
ÖZGÜR EKİNCİ
okunma sayısı : 532

Başka Dünya operası
TARIK GÜNERSEL
okunma sayısı : 377

Aynı gemide mi, metrobüste mi?
Hepimiz aynı gemideyiz. Hadi bir de reklamcı oburluğu gösterelim: Nuh’tan beri aynı gemideyiz! Peki, tufandan önce mi sonra mı paylaşıyoruz bu gemiyi? Bizden sonrası ne, öncesi ne? Biz aynı neredeyiz? Aynı neyi paylaşıyoruz tam olarak? 'Hepimiz aynı gemideyiz' iki
HAYDAR ALİ ALBAYRAK
okunma sayısı : 519

Şiddet, nesneleştirici bir ötekileştirmenin sonucudur
İnsanların birbirlerine uyguladıkları saldırganlığı anlamak, insanın doğasını iyilikten yoğrulmuş bir hamur gibi gören kişiler için oldukça zordur. Bizleri iyi yapan içsel bir donanımla doğmayız. Tam tersine iyi bir insana dönüşmemiz, iyi olmayı bize öğreten bir toplumsal
MUTLUHAN İZMİR
okunma sayısı : 660

Zamanın mekânları
Uzun bir geçmiştir şimdiki zaman. Toplumsal ve bireysel tarihiyle yaşamaya tutkun insan için böyledir. Zamanı kendimizin kılmak için, onu bireysel tarihimizin bir yerinde durdurur ve bütün o tarihi takvimlere, defterlere ve saatlere yükleriz. Tarihimizin aktığını düşündüğümüz mekânlar; takvimler,
NİHAT ATEŞ
okunma sayısı : 690

Din mi bu?
Dinleri, tabii tek tanrılı olanları, karşına almak ya da almamak ikilemini öne sürmeden önce eğer dinin insanlığa zararları/yararları gerçek tartışması yapılacaksa, pek çok değişkeni dikkatlice gözden geçirmek verimli olacaktır. Nedir bunlar? Başlangıçta sınıf çatışmalarını bir kenara koyalım ve insan
CELİL DENKTAŞ
okunma sayısı : 716

Beyaz kâbus geri döndü!
Okumakta olduğunuz bu metin bir haber metni değil, şişirilmiş meteoroloji bilgileri içermiyor. Kış mevsimine geç girecekmişiz, uzmanlar öyle söylüyor. Kar'dan kış'tan bahsetmek için henüz erken. Beyaz kâbus derken; geçirildiği her yakayı zindana, her boynu tutsağa çeviren bir beyaz
HAYDAR ALİ ALBAYRAK
okunma sayısı : 555

DOST SİTELER
Toplam Giriş Sayısı : 2210118
Arama

SAYFA 1
SAYFA 2
SAYFA 3
SAYFA 4
SAYFA 5
SAYFA 6
SAYFA 7
SAYFA 8
İmzasız yazı yayımlanmaz. Yazıların sorumluluğu öncelikle yazarına aittir.